Alliance: Çin ve ABD ile Yapılan Tedarik Sözleşmeleri Bakımından Gümrük Hukukundaki Değişikliklerin Sonuçları


İçindekiler

  1. “Gümrük hukukundaki değişiklikler” nelerdir?
  2. Devam eden tedarik sözleşmeleri bakımından başlıca riskler
  3. Çin ve ABD ile yapılan tedarik sözleşmelerinde önemli sözleşme hükümler
  4. Sözleşme incelemesi ve uyarlaması bakımından pratik öneriler
  5. Hukuk seçimi ve yetkili mahkeme – yalnızca genel hatlarıyla dikkate alınması gereken hususlar

Çin:

  1. Çinli sözleşme tarafları kısa vadeli gümrük vergisi veya yaptırım değişikliklerine genelde nasıl tepki verir?
  2. Çin’de “mücbir sebep”, “aşırı ifa güçlüğü” veya “hukukta değişiklik” hükümleri bakımından hangi özel hususlar geçerlidir?
  3. Çin’in ihracat kontrolleri ve uyum düzenlemeleri şu anda Avrupalı şirketler üzerinde hangi etkileri doğurmaktadır?
  4. Çin’de uluslararası ticarette şu anda hangi Incoterms kuralları tercih edilmektedir ve Çinli şirketler DDP teslimlerde (gümrük vergileri ödenmiş olarak teslim) hangi riskleri görmektedir?

Türkiye:

  1. Yeni AB gümrük vergileri, ticaret kısıtlamaları veya yaptırımlar Türkiye ile tedarik ilişkileri üzerinde hangi etkileri doğurmaktadır?
  2. Türk şirketleri uzun vadeli tedarik sözleşmelerinde şu anda hangi sözleşmesel uyarlamaları önermektedir?
  3. Türk hukukunda aşırı ifa güçlüğü veya mücbir sebep hükümleri bakımından özel hususlar var mıdır?
  4. Türkiye ile ticarette yaptırımlar, yeniden ihracat ve uyum yükümlülükleri nasıl bir rol oynamaktadır?

 


 

Uluslararası tedarik zincirleri ciddi ekonomik ve düzenleyici baskı altında kalmaya devam etmektedir. AB, Çin, ABD ve diğer ekonomik bölgeler arasında yeni gümrük vergileri, ticaret politikası gerilimleri, ihracat kontrolleri ve yaptırımlar, mevcut tedarik sözleşmeleri üzerinde giderek daha fazla doğrudan etki yaratmaktadır. Şirketler bu kapsamda yalnızca artan maliyetler ve gecikmelerle karşı karşıya kalmamakta, aynı zamanda mevcut sözleşmelerin kısa vadeli hukuki ve ekonomik değişikliklere ne kadar esnek şekilde tepki verebileceği sorusuyla da karşılaşmaktadır.

Özellikle Çin ve Türkiye gibi önemli ticaret ve üretim merkezleriyle sınır ötesi tedarik ilişkileri bu durumdan etkilenmektedir. Şirketler son yıllarda önemli ölçüde verimlilik ve küresel tedarik konularına odaklanmışken, artık risk paylaşımı, sözleşme uyarlaması, uyum ve tedarik güvenliği gibi konular giderek daha fazla ön plana çıkmaktadır.

Bu arka plan karşısında, fiyat ve aşırı ifa güçlüğü hükümleri, mücbir sebep düzenlemeleri, hukukta değişiklik hükümleri ile Incoterms kurallarının özenli seçimi gibi sözleşmesel koruma mekanizmaları giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Aynı zamanda farklı hukuk sistemlerinde gümrük hukukundaki değişiklikler, yaptırımlar ve ekonomik güçlük halleriyle başa çıkma konusunda kısmen önemli farklılıklar olduğu görülmektedir.

Bu yazıda, Schindhelm Alliance’ın farklı ülkelerdeki uzmanları, gümrük hukuku, tedarik sözleşmeleri ve uluslararası ticari ilişkiler etrafındaki güncel gelişmeleri ve pratik soruları ele almaktadır. Amaç, şirketlere uluslararası sözleşme yönetiminde temel riskler, bölgesel özellikler ve olası hareket seçenekleri hakkında kompakt bir genel bakış sunmaktır.

1. “Gümrük hukukundaki değişiklikler” nelerdir?

Gümrük hukukundaki değişiklikler ile mal ticaretini pahalılaştırabilecek, sınırlandırabilecek veya geciktirebilecek tüm tedbirler kastedilmektedir. Bunlara özellikle şunlar dahildir:

  • Yeni veya artırılmış ithalat gümrük vergileri ve ek ceza veya anti-damping vergileri,
  • AB, ABD ve Çin arasında karşılıklı gümrük vergileri gibi ticaret politikası tedbirleri,
  • İhracat kontrolleri (belirli yüksek teknoloji veya çift kullanımlı ürünler için izin yükümlülükleri,
  • Yaptırım tedbirleri (yaptırım listeleri, ambargolar ve sektörel yasaklar).

Bu kurallar kısa vadede değişebilir. Bu nedenle her bir işlem için güncel bir inceleme yapılması gerekir.

2. Devam eden tedarik sözleşmeleri bakımından başlıca riskler 

Gümrük hukukundaki değişiklikler devam eden sözleşmeleri çoğu zaman ifa sürecinin ortasında etkiler:

  • Ek maliyetler: Gümrük vergileri artırılırsa veya yeni harçlar getirilirse, ilk ortaya çıkan bunları kimin ödeyeceği sorusudur. Özel bir düzenleme bulunmadığında uygulamada ithalat vergilerini çoğu zaman ithalatçı üstlenir. Bunun sizin şirketiniz olup olmadığı sözleşmeye ve Incoterms kurallarına, örneğin EXW, FOB, CIF, DAP veya DDP’ye bağlıdır.
  • Teslim kabiliyeti: Yeni izin yükümlülükleri, sıkılaştırılmış denetimler veya ambargolar Çin’e veya ABD’ye yapılacak teslimatları geciktirebilir veya tamamen imkânsız hale getirebilir.
  • Marj kaybı: Gümrük vergilerinin güçlü şekilde arttığı durumlarda sabit kalan fiyatlar, işlemlerin kısa sürede yalnızca çok düşük veya negatif marjla gerçekleştirilebilmesine yol açabilir.
  • Cezai şartlar ve sorumluluk riskleri: Teslim süreleri aşılırsa ve gümrük kaynaklı gecikmeler sözleşmesel olarak güvence altına alınmamışsa, cezai şartlar, tazminat talepleri veya fesihler gündeme gelebilir.

3. Çin ve ABD ile yapılan tedarik sözleşmelerinde önemli sözleşme hükümleri

Fiyat, gümrük vergisi ve aşırı ifa güçlüğü hükümleri

  • Gümrük vergisi ve vergi hükümleri, ithalat gümrük vergilerini, anti-damping vergilerini, ceza vergilerini ve ithalatta alınan katma değer vergisini kimin üstleneceğini, gelecekteki artışlar dahil olmak üzere açık şekilde düzenlemelidir.
  • Fiyat uyarlama hükümleri, önemli gümrük vergisi artışları veya yeni harçlar getirilmesi halinde fiyatın, örneğin kamuya açık gümrük tarifeleri veya maliyet parametreleri esas alınarak uyarlanmasını öngörebilir.
  • Aşırı ifa güçlüğü hükümleri: Bunlar ciddi ekonomik değişiklikler halinde devreye girer ve sözleşmenin uyarlanmasına veya sona erdirilmesine kadar varabilecek yeniden müzakere imkânı tanır. Gümrük vergisi artışları açıkça olası bir aşırı ifa güçlüğü hali olarak belirtilebilir.

Mücbir sebep ve “hukukta değişiklik” hükümleri

  • Mücbir sebep hükümleri, öngörülemeyen olayların sözleşmenin ifasını engellemesi halinde sorumluluğa karşı koruma sağlar. İhracat yasakları, ambargolar veya izinlerin reddedilmesi bu kapsamda sayılabilir.
  • “Hukukta değişiklik” hükümleri, örneğin yeni gümrük vergileri veya yaptırımlar gibi kanun değişiklikleriyle nasıl başa çıkılacağını düzenler: fiyat uyarlamasından yeniden müzakereye ve özel fesih haklarına kadar.

Önemli: Birçok standart hükümde gümrük vergisi artışları otomatik olarak kapsanmaz. Sözleşmede ihtiyaca özel hazırlanmış bir ifade, hukuki güvenliği artırır.

Gümrük risklerini yönetme aracı olarak Incoterms

Incoterms 2020 kurallarının seçimi, gümrük işlemlerini, gümrük vergilerini ve taşıma masraflarını kimin üstleneceğini belirler:

  • EXW (işyerinde teslim): Alıcı malı teslim alır, taşıma masraflarını ve ithalat gümrük vergilerini üstlenir. AB’den yapılan ihracatlar bakımından çoğu zaman pratik değildir; çünkü satıcının ihracat belgeleri ve ihracat kontrolü üzerinde neredeyse hiç kontrolü yoktur.
  • FOB / CIF (deniz taşımacılığı): Satıcı malları gemiye yükler (FOB) veya ayrıca navlun ve sigortayı üstlenir (CIF); Çin/ABD’de ithalat gümrük vergileri alıcıya aittir.
  • DAP (belirlenen yerde teslim): Satıcı hedef yere kadar taşıma masraflarını üstlenir, alıcı gümrük işlemlerini yapar ve ithalat vergilerini öder.
  • DDP (gümrük vergileri ödenmiş teslim): Satıcı, varış ülkesindeki ithalat gümrük vergilerini ve vergileri de üstlenir; dolayısıyla Çin veya ABD’deki tüm gümrük riskini taşır.

Sonuç: Çin’e veya ABD’ye DDP teslim taahhüt eden kişi, bu ülkelerdeki gümrük, vergi ve uyum risklerini çok iyi bilmeli ve sözleşmesel olarak güvence altına almalıdır.

Uyum ve yaptırım hükümleri

Çin ve ABD bağlantılı tedarik sözleşmeleri açık uyum düzenlemeleri içermelidir:

  • Uygulanabilir yaptırım, dış ticaret ve ihracat kontrolü düzenlemelerine uyma yükümlülüğü (AB/ilgili ulusal hukuk ve gerekirse ABD/Çin),
  • Sözleşme tarafının malın izin verilen kullanımı ve yeniden teslimi konusunda taahhütleri,
  • İşlemlerin yaptırımlar veya ihracat denetimleri nedeniyle yasaklanması halinde iş birliğini askıya alma veya sona erdirme hakları.

4. Sözleşme incelemesi ve uyarlaması bakımından pratik öneriler

Şirketler, Çin ve ABD ile olan en önemli tedarik sözleşmelerini düzenli olarak kısa bir “kontrolden” geçirmelidir:

  • Fiyat hükümlerini kontrol edin: Gümrük vergileri, vergiler ve diğer harçlar açıkça kapsanıyor mu? Hangi ek yükten itibaren fiyat uyarlamasının mümkün olacağına ilişkin düzenlemeler var mı?
  • Incoterms kurallarını gözden geçirin: EXW/FOB/CIF/DAP/DDP sizin risk iştahınıza uygun mu? DDP hükümlerinin ABD/Çin bakımından uyarlanması veya bunlardan kaçınılması gerekiyor mu?
  • Mücbir sebep, aşırı ifa güçlüğü ve hukukta değişiklik hükümlerine bakın: Bunlar gümrük ve yaptırım kaynaklı riskleri yeterince kapsıyor mu, yoksa çok dar mı düzenlenmiş?
  • Uyum hükümlerini gözden geçirin: İhracat kontrolü, yaptırımlar ve sözleşme tarafının taahhütleri açıkça düzenlenmiş mi?

Örneğin yeni ceza gümrük vergilerinin hesaplamayı önemli ölçüde değiştirmesi, sözleşmelerin uzun süreli ve sabit fiyatlı olması veya temel koruma hükümlerinin tamamen eksik olması halinde yeniden müzakereler gündeme gelebilir. Yeni sözleşmeler baştan itibaren esnek fiyat ve uyarlama hükümleri, uygun Incoterms kuralları ve modern uyum düzenlemeleri içermelidir.

5. Hukuk seçimi ve yetkili mahkeme – yalnızca genel hatlarıyla dikkate alınması gereken hususlar

Uluslararası tedarik sözleşmelerinde çoğu zaman hangi hukukun uygulanacağı (örneğin Alman hukuku, ABD hukuku veya Çin hukuku) ve hangi mahkemenin veya tahkim mahkemesinin yetkili olacağı kararlaştırılır. Bu kararlar şu hususları etkiler:

  • Mahkemelerin gümrük risklerini ne kadar katı şekilde olağan ticari risk olarak gördüğü,
  • Sözleşmelerin “aşırı ifa güçlüğü” veya “hukukta değişiklik” nedeniyle ne kadar kolay uyarlanabileceği,
  • Mücbir sebep hükümlerinin uyuşmazlık halinde ne kadar iyi işleyeceği ve uygulanabilir olacağı.

Çin ve ABD ile ticari işleri olan şirketler için tarafsız bir mahkeme veya tahkim yeri (örneğin Avrupa’da) ve bilinçli şekilde seçilmiş bir hukuk düzeni, risk yönetiminin önemli bir unsuru olabilir. Somut düzenleme her zaman hukuki danışmanlarla birlikte yapılmalıdır.

II. Çin

1. Çinli sözleşme tarafları kısa vadeli gümrük vergisi veya yaptırım değişikliklerine genelde nasıl tepki verir?

Kısa vadeli gümrük vergisi veya yaptırım değişikliklerinde Çinli sözleşme tarafları öncelikle bunların marjları ve teslim kabiliyetleri üzerindeki etkilerini inceler. Ardından çoğu zaman müşterilerle fiyat uyarlamaları, uzatılmış teslim süreleri, ek gümrük maliyetlerinin paylaşımı veya kararlaştırılmış Incoterms kurallarının uyarlanması hakkında görüşmeler yürütülür. Özellikle sabit fiyatlı uzun vadeli sözleşmelerde fiyatların veya ödeme koşullarının yeniden müzakere edilmesi olağan dışı değildir.

Bunun yanında Çinli sözleşme tarafları çoğu zaman tedarik zincirlerinde, üretim veya tedarik yapılarında uyarlamalar yaparak ya da alternatif satış pazarları geliştirerek tepki verir. Çoğu durumda Çinli şirketler, sözleşmeleri derhal feshetmek veya hukuki yollara başvurmak yerine etkileri öncelikle ticari müzakereler yoluyla yönetmeye çalışır.

Avrupalı şirketler açısından bu durum, ticaret ortamında önemli değişiklikler olması halinde Çinli sözleşme taraflarıyla erken aşamada iletişime geçmenin özellikle önemli olduğu anlamına gelir. Bunun yanında, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları mümkün olduğunca önlemek için fiyat uyarlamaları, gümrük risklerinin dağılımı ve yeniden müzakere mekanizmalarına ilişkin düzenlemelerin sözleşmede baştan öngörülmesi tavsiye edilir.

2. Çin’de “mücbir sebep”, “aşırı ifa güçlüğü” veya “hukukta değişiklik” hükümleri bakımından hangi özel hususlar geçerlidir?

Çin hukuku “mücbir sebep” ilkesini kabul etmektedir. Mücbir sebep, bir olayın öngörülemez, önlenemez ve üstesinden gelinemez olmasını gerektirir. Ancak gümrük vergisi veya yaptırım tedbirleri çoğu zaman yalnızca daha yüksek ifa maliyetlerine yol açar ve sözleşmenin ifasının objektif olarak imkânsız hale gelmesine neden olmaz. Ayrıca artan ticaret çatışmaları dikkate alındığında bu tür riskler kısmen öngörülebilir olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle bu durumlar Çin hukukuna göre yalnızca nadiren mücbir sebep olarak nitelendirilir.

Buna karşılık önemli gümrük vergisi, yaptırım veya diğer düzenleyici değişikliklerde “aşırı ifa güçlüğü” hükmü önem kazanabilir. Burada özellikle ekonomik etkiler, sözleşmenin kurulması sırasındaki öngörülebilirlik ve yürürlüğe girme zamanı belirleyicidir. Etkiler ne kadar güçlü ve öngörülebilirlik ne kadar düşükse, yeniden müzakereler, sözleşme uyarlamaları veya sözleşmenin sona erdirilmesi o kadar gündeme gelebilir.

Çin hukukunda bağımsız bir kanuni “hukukta değişiklik” hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle kanun değişiklikleri, yaptırımlar, gümrük vergileri veya diğer düzenleyici tedbirlerden kaynaklanan riskler mümkün olduğunca sözleşmesel olarak düzenlenmelidir; örneğin fiyat uyarlama, maliyet paylaşımı veya yeniden müzakere hükümleri yoluyla.

3. Çin’in ihracat kontrolleri ve uyum düzenlemeleri şu anda Avrupalı şirketler üzerinde hangi etkileri doğurmaktadır?

Çin’in ihracat kontrolü ve uyum düzenlemeleri son yıllarda belirgin şekilde önem kazanmıştır. Avrupalı şirketler bakımından etkiler özellikle ihracat izinleri, son kullanım ve son kullanıcı kontrolleri ile tedarik zinciri boyunca artan uyum gereklilikleri bakımından kendini göstermektedir.

Çift kullanımlı ürünlerle, yani sivil ve askeri kullanım potansiyeline sahip ürünlerle, belirli teknolojilerle ve nadir toprak elementleri veya grafit gibi kritik hammaddelerle yapılan işlemlerde Çinli ihracatçılar çoğu zaman ek kontroller yapmak ve gerekirse ihracat izinleri için başvuruda bulunmak zorundadır. Bu nedenle Avrupalı şirketlerden giderek daha fazla son varış beyanları, son kullanıcıya ilişkin bilgiler veya başka uyum belgeleri sunmaları istenmektedir.

Bu durum daha uzun izin ve teslim sürelerine ve artan bürokratik yüke yol açabilir. Bu nedenle Avrupalı şirketler bakımından ihracat kontrolü uyumu ve tedarik zinciri due diligence süreçleri giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

4. Çin’de uluslararası ticarette şu anda hangi Incoterms kuralları tercih edilmektedir ve Çinli şirketler DDP teslimlerde hangi riskleri görmektedir?

FOB, Çin ihracat uygulamasında en sık kullanılan Incoterms kurallarından biri olmaya devam etmektedir. Bunun yanında FCA, CIF ve CFR de yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu teslim şartlarında alıcı, kural olarak varış ülkesindeki ithalat işlemlerini ve ithalat gümrük vergileri ile vergileri üstlenir.

Buna karşılık DDP teslimler Çinli ihracatçılar tarafından çoğu zaman ihtiyatla karşılanmaktadır; çünkü satıcı varış ülkesindeki ithalat işlemlerini, gümrük vergilerini ve diğer ithalat yükümlülüklerini üstlenmek zorundadır. Ayrıca birçok Çinli tedarikçinin yurtdışındaki yerel gümrük, vergi ve uyum gereklilikleri hakkında yalnızca sınırlı bilgisi bulunmaktadır.

Temel riskler arasında özellikle ithalat gümrük vergileri, vergiler, düzenleyici gereklilikler ve ticaret ve gümrük politikasındaki olası değişikliklere ilişkin belirsizlikler yer almaktadır. Bu nedenle birçok Çinli şirket kapsamlı DDP yükümlülükleri üstlenmek yerine, örneğin fiyat uyarlama, maliyet paylaşımı veya yeniden müzakere hükümleri yoluyla sözleşmesel bir risk dağılımını tercih etmektedir.

III. Türkiye

1. Yeni AB gümrük vergileri, ticaret kısıtlamaları veya yaptırımlar Türkiye ile tedarik ilişkileri üzerinde hangi etkileri doğurmaktadır?

Türkiye AB üyesi değildir; ancak sanayi ürünleri bakımından AB ile gümrük birliği içindedir. Bu nedenle bu alanda Türk gümrük vergileri ve birçok ticaret politikası kuralı AB sistemiyle yakından bağlantılıdır. Şirketler açısından önemli olan şudur: AB gümrük vergileri, anti-damping tedbirleri ve yaptırımlar Türkiye’de otomatik olarak uygulanmaz. Türkiye, AB tedbirlerinden farklı olabilecek kendi ek, koruma veya anti-damping vergilerini uygulamaya koyabilir.

Türkiye bağlantılı tedarik ilişkileri bakımından bu durum iki risk düzeyi yaratır. İlk olarak şirketler, malın gümrük birliği kapsamına girip girmediğini ve hangi belgelerin gerekli olduğunu kontrol etmelidir. Özellikle A.TR belgeleri ve menşein önemli olduğu hallerde menşe belgeleri gündeme gelebilir. Doğru belgeler bulunmazsa, gümrük avantajları ortadan kalkabilir veya ek tahakkuklar doğabilir. İkinci olarak uyum riskleri bulunmaktadır. Türkiye, AB yaptırımlarını zorunlu olarak devralmaz. Aynı zamanda mallar Türk partnerler üzerinden yeniden teslim edildiğinde, AB veya ABD kuralları Avrupalı şirketler için yine de önemini koruyabilir. Bu nedenle Türkiye üzerinden ilerleyen tedarik zincirleri yalnızca gümrük hukuku açısından değil, yaptırımlar ve ihracat kontrolü hukuku açısından da incelenmelidir.

2. Türk şirketleri uzun vadeli tedarik sözleşmelerinde şu anda hangi sözleşmesel uyarlamaları önermektedir?

Türk partnerlerle yapılan uzun vadeli tedarik sözleşmelerinde gümrük, vergi ve döviz riskleri açıkça düzenlenmelidir. Fiyat uyarlama hükümleri özellikle önemlidir. Bunlar, yeni veya artırılmış gümrük vergilerinin, ek harçların, anti-damping vergilerinin veya döviz kuru dalgalanmalarının sözleşme fiyatında uyarlamaya yol açıp açmayacağını ve hangi eşikten itibaren yol açacağını belirlemelidir. İspat yükümlülükleri de açıkça düzenlenmelidir.

Incoterms kuralları bakımından DDP konusunda ihtiyatlı olunmalıdır. DDP taahhüt eden kişi, kural olarak varış ülkesindeki ithalat vergilerini ve dolayısıyla sonraki gümrük değişiklikleri riskini de üstlenir. Alıcının ithalatı ve gümrük işlemlerini yerinde daha iyi yönetebildiği durumlarda DAP veya diğer modeller daha anlamlı olabilir.

Ayrıca hukukta değişiklik, aşırı ifa güçlüğü ve uyum hükümleri tavsiye edilir. Bunlar, yeni gümrük vergileri, yaptırımlar, ihracat kontrolleri veya izin yükümlülükleri teslimatı esaslı şekilde değiştirdiğinde yeniden müzakere, fiyat uyarlaması, askıya alma veya fesih imkânı sağlamalıdır. Sınır ötesi sözleşmelerde hukuk seçimi ve tahkim hükmü de bilinçli şekilde incelenmelidir.

3. Türk hukukunda aşırı ifa güçlüğü veya mücbir sebep hükümleri bakımından özel hususlar var mıdır?

Türk hukukuna göre aşırı ifa güçlüğü ile mücbir sebep arasında ayrım yapılmalıdır. Aşırı ifa güçlüğü için kanuni bir uyarlama mekanizması vardır. Ancak bu mekanizma yalnızca dar koşullar altında uygulanır: Değişikliğin sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkmış, olağanüstü ve etkilenen taraf bakımından öngörülemez olması gerekir. Ayrıca edim dengesinin o kadar güçlü şekilde bozulmuş olması gerekir ki, sözleşmenin değişmeden aynen sürdürülmesi dürüstlük kuralına aykırı hale gelmelidir. Salt maliyet artışları, döviz kuru riskleri veya olağan gümrük değişiklikleri uygulamada çoğu zaman ticari risk olarak değerlendirilmektedir.

Mücbir sebep de yüksek şartların varlığını gerektirir. Belirleyici olan, dışsal, öngörülemez ve kaçınılamaz bir olayın ifayı engelleyip engellemediğidir. Ambargo, ihracat yasağı veya zorunlu bir iznin ortadan kalkması bu kapsama girebilir. Teslimatın yalnızca pahalılaşması kural olarak yeterli değildir. Bu nedenle sözleşmelerde gümrük vergisi artışlarının, yaptırımların, ihracat yasaklarının, izin durdurmalarının veya tedarik zinciri kesintilerinin aşırı ifa güçlüğü veya mücbir sebep olayı sayılıp sayılmayacağı açıkça düzenlenmelidir. Açık bir hüküm olmadan kanuni koruma sınırlı kalır.

4. Türkiye ile ticarette yaptırımlar, yeniden ihracat ve uyum yükümlülükleri nasıl bir rol oynamaktadır?

Türkiye, uluslararası ticarette üretim, tedarik ve transit merkezi olarak önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Tam da bu nedenle yeniden ihracat ve yaptırımların dolanılması riskleri Batılı ihracat kontrolü makamlarının daha fazla odağına girmiştir. Avrupalı şirketler açısından bunun anlamı şudur: Türkiye belirli AB yaptırımlarını devralmasa bile, şirketlerin kendi sorumluluğu devam edebilir. Bu özellikle çift kullanımlı ürünler, yedek parçalar, elektronik, makineler, yazılım veya teknik hizmetler bakımından geçerlidir. Her teslimattan önce son müşterinin kim olduğu, malın nasıl kullanılacağı ve yaptırıma tabi pazarlara yeniden teslimatın mümkün olup olmadığı incelenmelidir.

Bu nedenle tedarik sözleşmelerinde, Türk partnerin açık taahhütlerine yer verilmelidir. Bu taahhütler; son kullanıma ilişkin bilgileri, izin verilmeyen yeniden ihracatların yasaklanmasını, tedarik zincirindeki değişikliklerde bilgilendirme yükümlülüklerini ve yaptırımların ya da ihracat kontrolü düzenlemelerinin gündeme gelmesi halinde iş birliğini askıya alma veya sözleşmeyi feshetme hakkını kapsamalıdır.

Bu konuda düzenli kontrol yapılması da önemlidir. Zira yaptırım listeleri, ürün listeleri ve izin yükümlülükleri kısa vadede değişebilmektedir. Türkiye ile yürütülen ticari ilişkilerde, sözleşme kurulurken yapılan tek seferlik bir inceleme çoğu zaman yeterli olmaz.



Yazar: Marcel Brinkmann
Yazar: Oskar Takacs
Yazar: Gürkan Erdebil
Yazar: Cornelia Draganova
Yazar: Dr. Miriam Boehm
Yazar: Soraya Racette
Yazar: Florian Bünger
Yazar: Katarzyna Gospodarowicz
Yazar: Stefan-Andrei Pisargeac
Yazar: Monika Wetzlerová-Deisler
Yazar: Beatrix Fakó
PDF file
Download PDF