Uluslararası Hukuk Danışmanlığı

Uluslararası bir hukuk bürosu mu arıyorsunuz? Uluslararası alanda yetkin ve uzman ekibiyle GEMS Schindhelm her ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda olur ve sizi değerli deneyimleri ile bilgilendirir. Uluslararası ticaret hukukuyla ilgili çeşitli konular hakkında önceden çevrimiçi bilgi edinin. 

 

Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (CISG veya Viyana Satım Sözleşmesi)

Uluslararası mal ticaretinde çoğu zaman yalnızca ilgili ulusal hukuk değil, koşullara bağlı olarak Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods – CISG) de uygulanmaktadır. CISG, taraflarca açıkça kararlaştırılmamış veya sözleşmede uygulanacağına ilişkin bir hükme yer verilmemiş olsa dahi kendiliğinden uygulanabilir. Bu yazıda, CISG'nin uygulama alanı, sözleşmenin kurulması, tarafların yükümlülükleri, sözleşmeye aykırılık halinde başvurulabilecek hukuki yollar, hasarın geçişi ve uygulamada önem taşıyan bazı özel hususlar ele alınmaktadır.

İçindekiler

  • CISG hangi durumlarda uygulanır?
  • CISG hangi konuları düzenler?
  • CISG kapsamında satım sözleşmesi nasıl kurulur?
  • Alıcının ve satıcının yükümlülükleri nelerdir?
  • Sözleşmeye aykırılık halinde ne olur ve hangi hukuki yollara başvurulabilir?
  • CISG kapsamında hasar ne zaman ve nerede alıcıya geçer?
  • CISG'ye ilişkin diğer özel hususlar nelerdir?

CISG hangi durumlarda uygulanır?

CISG m. 1/1-a uyarınca Sözleşme, iş yerleri farklı taraf devletlerde bulunan taraflar arasındaki satım sözleşmelerine uygulanır. CISG'ye taraf olan ülkeler arasında Almanya, Avusturya, İsviçre ve Türkiye de bulunmaktadır (taraf devletlerin tam listesi için bkz. https://iicl.law.pace.edu/cisg/page/cisg-list-contracting-states). Ayrıca CISG m. 1/1-b uyarınca, milletlerarası özel hukuk kurallarının bir taraf devletin hukukunun uygulanmasını gerektirdiği durumlarda, taraflardan birinin iş yeri CISG'ye taraf olmayan bir devlette bulunsa dahi Sözleşme uygulanabilir.

Maddi uygulama alanı bakımından CISG, konusu mal satımı olan sözleşmelere uygulanır. Bu kapsamda mal kavramı yalnızca taşınır eşyaları ifade eder; taşınmazlar ve haklar bu kapsama girmez.

CISG m. 2 uyarınca Sözleşme; kişisel kullanım, aile veya ev ihtiyaçları için satın alınan malların satımına (tüketici satımları), açık artırma yoluyla veya cebrî icra kapsamında yapılan satımlara, menkul kıymetlerin, ödeme araçlarının, gemilerin, hava araçlarının, su taşıtlarının ve elektrik enerjisinin satımına uygulanmaz. Ayrıca, tedarikçinin yükümlülüklerinin ağırlıklı bölümünü iş görme veya başka hizmetlerin sunulmasının oluşturduğu sözleşmeler de CISG m. 3 uyarınca Sözleşme'nin kapsamı dışındadır.

Burada önemli olan husus, CISG'nin onaylanmış bir Birleşmiş Milletler sözleşmesi olarak taraf devletin iç hukukunun bir parçasını oluşturmasıdır. Örneğin, taraflar sözleşmelerine Alman hukukunun uygulanacağını kararlaştırmışlarsa, bu hukuk seçimi CISG'nin uygulanmasını da kapsar. Bununla birlikte taraflar, CISG'nin uygulanmasını tamamen hariç tutabilir veya Sözleşme'nin belirli hükümlerinin uygulanmayacağını kararlaştırabilirler (CISG m. 6). Ancak CISG'nin uygulanmasının hariç tutulması açık ve yeterince belirli bir şekilde ifade edilmelidir.

CISG hangi konuları düzenler?

CISG yalnızca kapsamına giren satım sözleşmelerinin kurulmasını ve bu sözleşmelerden doğan taraf hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. Sözleşmenin veya sözleşmedeki belirli hükümlerin geçerliliği ile satım sözleşmesinin satılan malın mülkiyeti üzerindeki etkileri (CISG m. 4), Sözleşme'nin düzenleme alanı dışında kalmakta ve uygulanacak ilgili ulusal hukuka göre değerlendirilmeye devam etmektedir.

Satıcının kişisel zararlardan doğan sorumluluğu da açıkça kapsam dışında bırakılmıştır (CISG m. 5). Bu sorumluluk, ulusal haksız fiil ve ürün sorumluluğu hukukuna tabidir.

CISG kapsamında satım sözleşmesi nasıl kurulur?

CISG, sözleşmenin kurulması bakımından birbirine uygun iki irade beyanına, yani icap ve kabule dayanan klasik modeli benimsemektedir (CISG m. 14–24). Bir icabın objektif açıdan yeterince belirli olması gerekir. Bunun için malın türü, miktarı ve bedeli icaptan açıkça veya örtülü olarak anlaşılabilmelidir. Sübjektif açıdan ise icapta bulunan kişinin bağlanma iradesi, icaptan anlaşılmalıdır.

Kabul, açık bir beyanla veya kabul iradesini ortaya koyan davranışlarla gerçekleşebilir. Buna karşılık yalnızca sessiz kalmak, kural olarak kabul anlamına gelmez (CISG m. 18). Sözleşme, kabul beyanının icapta bulunana ulaştığı anda kurulmuş olur (CISG m. 23).

İcaba verilen cevabın eklemeler, sınırlamalar veya başka değişiklikler içermesi halinde bu cevap, icabın reddi ve aynı zamanda yeni bir karşı icap olarak kabul edilir (CISG m. 19/1).

Ancak değişikliklerin yalnızca esaslı olmayan hususlara ilişkin olması halinde, icapta bulunan kişi gecikmeksizin itiraz etmediği sürece sözleşme, icabın şartları ile kabul beyanında yer alan değişiklikler doğrultusunda kurulmuş olur (CISG m. 19/2).

CISG m. 19/3, tereddüt halinde esaslı kabul edilen çeşitli hususları saymaktadır. Bunlar arasında bedel, ödeme, malın niteliği ve miktarı, teslim yeri ve zamanı, sorumluluğun kapsamı ve uyuşmazlıkların çözümü yer almaktadır (essentialia negotii).

Uygulamada bu durum, özellikle tarafların genel işlem şartlarının birbiriyle çatıştığı hallerde (battle of forms) sıklıkla yorum güçlüklerine neden olmaktadır. Bu tür güçlükler, sözleşmede baştan açık bir düzenleme yapılmasıyla önlenebilir.

Alıcının ve satıcının yükümlülükleri nelerdir?

CISG m. 30 uyarınca satıcı, malları kararlaştırılan zamanda ve yerde teslim etmek, ilgili belgeleri vermek ve malların mülkiyetini devretmekle yükümlüdür.

Teslim yükümlülüğü, malların miktar, kalite, tür ve ambalaj bakımından sözleşmeye uygun olmasını da kapsamaktadır (CISG m. 35). Mallar özellikle olağan kullanım amacına veya satıcının belirli bir kullanım amacından haberdar olması halinde bu özel amaca uygun olmalıdır.

Teslim yeri ve zamanı öncelikle tarafların sözleşmesel anlaşmasına göre belirlenir. Sözleşmede bir düzenleme bulunmaması halinde ise CISG m. 31 ve 33'teki tamamlayıcı kurallar uygulanır.

Alıcı ise satım bedelini ödemek (CISG m. 54) ve malları teslim almakla (CISG m. 60) yükümlüdür. Bunun yanında alıcı, CISG m. 38 ve devamı hükümleri uyarınca malları koşulların elverdiği ölçüde mümkün olan en kısa süre içinde incelemek veya incelettirmek zorundadır.

Alıcı, sözleşmeye aykırılığı tespit ettiği veya tespit etmesi gerektiği tarihten itibaren makul bir süre içinde, aykırılığın niteliğini yeterince açık biçimde belirterek satıcıya bildirmelidir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde alıcı, kural olarak sözleşmeye aykırılıktan doğan bütün haklarını kaybeder. Her durumda, malların fiilen tesliminden itibaren iki yıl içinde bildirim yapılmaması halinde, bu süre sözleşmesel bir garanti süresiyle bağdaşmadığı müddetçe, alıcı söz konusu haklarını kaybeder.

Ancak CISG m. 40 uyarınca, sözleşmeye aykırılık satıcının bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı ve alıcıya açıklamadığı olgulara dayanıyorsa, satıcı malların incelenmemiş olmasına veya bildirimin geç yapılmasına dayanamaz.

Bu kural, alıcının tacir olup olmamasından bağımsız olarak uygulanır.

Sözleşmeye aykırılık halinde ne olur ve hangi hukuki yollara başvurulabilir?

CISG, farklı borca aykırılık türleri arasında ayrım yapmak yerine, tek bir sözleşmeye aykırılık kavramını benimsemektedir. Bu kavrama bağlı olarak kademeli bir hukuki başvuru yolları sistemi öngörülmüştür.

İfa talebi (onarım veya ikame mal teslimi): Malların sözleşmeye uygun olmaması halinde alıcı, CISG m. 46 uyarınca kural olarak aykırılığın onarım yoluyla giderilmesini veya ikame mal teslimini talep edebilir. Kural olarak, bütün koşullar dikkate alındığında bunun makul olmadığı durumlar dışında, satıcıya sözleşmeyi gereği gibi ifa etmesi için ikinci bir fırsat tanımak amacıyla öncelikle onarım talep edilmelidir (CISG m. 46/3).

İkame mal teslimi ise ancak sözleşmeye aykırılığın esaslı bir sözleşme ihlali oluşturması halinde öncelikli olarak talep edilebilir (CISG m. 46/2).

CISG m. 25'teki kanuni tanıma göre, sözleşmeye aykırılık diğer tarafı sözleşme uyarınca beklemekte haklı olduğu menfaatten önemli ölçüde yoksun bırakıyorsa esaslı sözleşme ihlali söz konusudur. Ancak bu sonucun sözleşmeyi ihlal eden tarafça öngörülememesi halinde esaslı ihlal oluşmaz.

Sözleşmeden dönme (sözleşmenin ortadan kaldırılması): Alıcı, esaslı bir sözleşme ihlali bulunması halinde (CISG m. 49/1-a) veya satıcının, alıcının belirlediği makul ek süre içinde malları teslim etmemesi durumunda (CISG m. 47 ve 49/1-b), sözleşmenin ortadan kaldırıldığını beyan edebilir. Ek süre verilmesine dayanan bu mekanizma, CISG kapsamında uygulamada büyük önem taşıyan bir araçtır. Bu mekanizma sayesinde alıcı, uyuşmazlık halinde değerlendirilmesi çoğu zaman güç olan sözleşme ihlalinin esaslı niteliğini ispatlamak zorunda kalmaksızın sözleşmeden dönebilir.

Alıcının bedeli ödemede temerrüde düşmesi veya malları teslim almaması halinde ise satıcıya da buna karşılık gelen haklar tanınmaktadır (CISG m. 61–64).

Tazminat: Tazminat talebi (CISG m. 74–77), diğer hukuki başvuru yollarıyla birlikte ileri sürülebilir ve yoksun kalınan kâr da dahil olmak üzere müspet zararı kapsar. Ancak tazminatın kapsamı öngörülebilirlik ilkesiyle sınırlandırılmıştır. Buna göre yalnızca sözleşmeyi ihlal eden tarafın, sözleşmenin kurulması sırasında sözleşmeye aykırılığın muhtemel sonucu olarak öngördüğü veya öngörmesi gereken zararlar tazmin edilebilir (CISG m. 74). Bunun yanında zarar gören tarafın zararı azaltma yükümlülüğü de bulunmaktadır (CISG m. 77).

Bedelde indirim: Alıcı, ayrıca CISG m. 50 uyarınca kusurdan bağımsız, ayrı bir hukuki başvuru yolu olarak bedelde indirim hakkına sahiptir. Bu hak kapsamında satım bedeli, fiilen teslim edilen malların teslim anındaki değeri ile sözleşmeye uygun malların aynı andaki değeri arasındaki orana göre indirilir.

Sorumluluktan kurtulma: CISG m. 79 uyarınca bir taraf, yükümlülüğünü yerine getirememesinin kendi kontrolü dışında kalan, sözleşmenin kurulması sırasında makul olarak öngörülmesi beklenemeyecek ve sonuçları önlenemeyecek veya aşılamayacak bir engelden kaynaklandığını ortaya koyarsa, ifa etmeme nedeniyle doğan sorumluluktan kurtulur.

CISG kapsamında hasar ne zaman ve nerede alıcıya geçer?

CISG m. 66–70, malların tesadüfen yok olması veya tesadüfen zarar görmesi riskinin satıcıdan alıcıya ne zaman geçtiğini düzenlemektedir. Satım sözleşmesinin malların taşınmasını gerektirmesi ve satıcının malları belirli bir yerde teslim etmekle yükümlü olmaması halinde hasar, kural olarak malların ilk taşıyıcıya teslim edilmesiyle alıcıya geçer (CISG m. 67). Taşıma öngörülmemişse hasar, alıcının malları teslim almasıyla veya malları zamanında teslim almaması halinde malların alıcının tasarrufuna hazır bulundurulduğu anda geçer (CISG m. 69).Taşıma halindeki malların satımı bakımından ise CISG m. 68 özel bir düzenleme içermektedir. Bu durumda hasar, sözleşmenin kurulduğu anda alıcıya geçer. Ancak satıcının sözleşmenin kurulması sırasında malların yok olduğunu veya zarar gördüğünü bildiği ya da bilmesi gerektiği halde bu durumu alıcıdan gizlemesi halinde bu kural uygulanmaz (CISG m. 68).

Uygulamada uluslararası mal satım sözleşmelerinde taraflar, FOB, CIF ve DAP gibi Incoterms teslim şekillerini kararlaştırarak bu tamamlayıcı kanuni kuralların yerine farklı düzenlemeler getirmektedir. Incoterms kuralları, hasarın geçişi ile masraf ve yükümlülüklerin taraflar arasında dağılımını daha ayrıntılı, açık ve tarafların ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlemektedir.

CISG'ye ilişkin diğer özel hususlar nelerdir?

Sorumluluğun sınırlandırılması veya kaldırılması: CISG, tüketici sözleşmelerine uygulanmadığından (bkz. CISG m. 2/a), taraflar arasında sorumluluğu sınırlandıran veya kaldıran sözleşme hükümleri, CISG'nin uygulama alanında m. 6'da düzenlenen sözleşme serbestisi çerçevesinde kural olarak mümkündür. Ancak CISG, sözleşme hükümlerinin geçerliliğini düzenlemediğinden (CISG m. 4/a), belirli bir hükmün örneğin dürüstlük kuralına veya genel işlem şartlarına ilişkin düzenlemelere aykırılık nedeniyle geçersiz olup olmadığı, uygulanacak ilgili ulusal hukuka göre belirlenir.

Zamanaşımı: CISG'de zamanaşımına ilişkin özel hükümler bulunmamaktadır. Bu nedenle zamanaşımı, milletlerarası özel hukuk kuralları uyarınca sözleşmeye uygulanacak ulusal hukuka göre belirlenir. Bununla birlikte, 14 Haziran 1974 tarihli Milletlerarası Mal Satımında Zamanaşımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (New York Zamanaşımı Sözleşmesi) ve bu Sözleşme'yi değiştiren 11 Nisan 1980 tarihli Viyana Protokolü ile dört yıllık yeknesak bir zamanaşımı süresi öngören ayrı bir düzenleme bulunmaktadır. Ancak Almanya, Avusturya, İsviçre ve Türkiye bu Sözleşme'ye taraf olmamıştır. Dolayısıyla bu devletler arasındaki ilişkilerde zamanaşımı, uygulanacak ulusal hukuka göre belirlenmektedir.

Şekil şartları: CISG m. 11 uyarınca satım sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Dolayısıyla sözlü bir anlaşmayla da sözleşme kurulması mümkün ve geçerlidir. Kendi iç hukuklarında satım sözleşmeleri için yazılı şekil şartı öngören taraf devletler, CISG m. 96 ile bağlantılı olarak m. 12 uyarınca, iş yeri kendi ülkelerinde bulunan taraflar bakımından bu şekil serbestisinin uygulanmayacağını beyan edebilirler. Bununla birlikte taraflar, sözleşmelerinde örneğin sözleşme değişiklikleri bakımından yazılı şekil şartı kararlaştırmakta serbesttirler (CISG m. 29/2).