LOJİSTİK

Türkiye’de Lojistik ve Depolama Faaliyeti: Yetki Belgeleri, Antrepo ve Sözleşmeler

Avrupalı lojistik şirketleri Türkiye’yi uzun süre yalnızca bir transit ülke ya da taşeron taşıyıcıların bulunduğu bir pazar olarak görmüştür. Son yıllarda ise yakın tedarik eğilimiyle birlikte pek çok şirket Türkiye’de kendi depolama, dağıtım veya taşıma organizasyonunu kurmayı değerlendirmektedir. Bu adım, bir şirket kuruluşunun ötesinde, taşıma ve gümrük mevzuatından doğan izinlerin ve sözleşme yapısının baştan planlanmasını gerektirir.

Faaliyetin hangi izne tabi olduğu ise çoğu zaman şirket kurulduktan ve depo kiralandıktan sonra sorulmaktadır. Oysa izin süreçleri, şirketin kuruluş biçimini, ortaklık yapısını ve deponun seçimini doğrudan etkileyebilir. Aşağıda, Türkiye’de lojistik faaliyete başlamayı planlayan şirketlerin karşılaştığı başlıca hukuki konular ele alınmaktadır.

Şirket yapısı ve faaliyetin kapsamı

Türkiye’de lojistik faaliyet kural olarak Türk hukukuna göre kurulmuş bir şirket aracılığıyla yürütülür ve yabancı ortaklı şirketler bu bakımdan yerli şirketlerle aynı koşullara tabidir. Bununla birlikte şirketin esas sözleşmesindeki faaliyet konusunun, ileride başvurulacak yetki belgeleri ve gümrük izinleriyle uyumlu biçimde yazılması önem taşır; zira faaliyet konusu dar tutulmuş bir şirketin sonradan esas sözleşme değişikliğine gitmesi zaman kaybına yol açabilmektedir.

Faaliyetin yalnızca taşıma organizasyonundan mı ibaret olacağı, yoksa şirketin kendi araçlarıyla taşıma, depolama veya gümrüklü alanda hizmet de verip vermeyeceği, gerekli izinlerin türünü belirler. Bu nedenle iş modelinin kuruluştan önce netleştirilmesi yerinde olur.

Taşıma yetki belgeleri

Türkiye’de ticari karayolu taşımacılığı, kargo taşımacılığı ve taşıma işleri organizatörlüğü gibi faaliyetler, ilgili mevzuatta öngörülen yetki belgelerine tabidir. Depolama faaliyetleri bakımından ise sunulan hizmetin niteliğine göre farklı izin ve ruhsat koşulları söz konusu olabilir. Yetki belgesinin türü faaliyete göre değişir ve her belge için mesleki yeterlilik, asgari araç kapasitesi ve sermaye gibi farklı şartlar aranır. Yetki belgesi olmaksızın faaliyet gösterilmesi idari para cezalarına ve araçların trafikten men edilmesine yol açabilir.

Yabancı şirketlerin bu noktada dikkat etmesi gereken bir husus da kabotaj yasağıdır. Yabancı plakalı araçlarla Türkiye içinde iki nokta arasında yük taşınması kural olarak mümkün değildir. Türkiye içi dağıtımın kendi filoyla yapılması planlanıyorsa, araçların Türk şirketi adına tescil edilmesi ve gerekli yetki belgesinin bu şirket adına alınması gerekir.

Antrepo ve gümrüklü depolama

İthal edilen eşyanın gümrük vergileri ödenmeden bekletilebilmesi, antrepo rejimi sayesinde mümkündür. Antrepo işletmek, gümrük idaresinin iznine bağlıdır ve deponun fiziki güvenlik şartlarını karşılaması, işletmecinin teminat vermesi ve stok kayıtlarını gümrük idaresinin denetimine uygun biçimde tutması gerekir. Antrepoda bulunan eşyanın kaybı veya eksik çıkması halinde, eşyaya ait vergilerden işletmecinin de sorumlu tutulabileceği unutulmamalıdır.

Kendi antreposunu kurmak yerine mevcut bir antrepo işletmecisiyle çalışmak da yaygın bir tercihtir. Bu durumda antrepo sözleşmesinde eşyanın teslim alınması, sayım farkları, sigorta ve gümrük idaresine karşı doğabilecek vergi sorumluluğunun taraflar arasında nasıl paylaşılacağı açıkça düzenlenmelidir.

Yetkilendirilmiş yükümlü statüsü

Gümrük işlemlerini sık ve yüksek hacimde yürüten şirketler için yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, basitleştirilmiş usullerden yararlanma ve kontrollerin azalması bakımından önemli kolaylıklar sağlar. Ne var ki bu statü, faaliyet geçmişi, mali yeterlilik, kayıt düzeni ve güvenlik standartları bakımından özel koşullar gerektirdiğinden yeni kurulan şirketler için ilk aşamada erişilmesi güç bir imkândır. Bu nedenle statünün hedeflendiği hallerde, şirketin ilk günden itibaren kayıt düzenini ve iç kontrol süreçlerini bu şartlara göre kurması yerinde olur.

Depo kirası ve hizmet sözleşmeleri

Depolama faaliyeti için kiralanan taşınmazın imar durumunun ve yapı kullanma izninin depolama kullanımına uygun olması, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile yangın güvenliği izinlerinin alınabilmesinin ön şartıdır. Deneyim göstermektedir ki kira sözleşmesi imzalandıktan sonra taşınmazın ruhsat alınmasına elverişli olmadığının anlaşılması, lojistik projelerinde en sık karşılaşılan gecikme nedenlerinden biridir.

Müşterilerle yapılacak depolama ve dağıtım sözleşmelerinde ise sorumluluğun kapsamı, sayım farkları için kabul edilecek tolerans, sigortanın kimin tarafından yaptırılacağı ve ücret ödenmediğinde eşya üzerindeki hapis hakkının kullanılma koşulları açıkça belirlenmelidir.

Sonuç

Türkiye’de lojistik ve depolama faaliyeti, şirket kuruluşuyla başlayan ancak taşıma yetki belgeleri, gümrük izinleri ve ruhsat süreçleriyle tamamlanan bir yapılanmadır. İş modelinin baştan netleştirilmesi, deponun izin şartlarına göre seçilmesi ve antrepo ile müşteri sözleşmelerinde sorumluluğun açıkça paylaştırılması, faaliyetin gecikmeden başlamasını kolaylaştırır. Şirket kuruluşuna ve gümrük işlemlerine ilişkin genel sorular ise ilgili hukuk alanı sayfalarında ayrıca ele alınmaktadır.