OTOMOTİV VE MAKİNE

Türkiye’ye Makine Satışında Tahsilat Güvencesi: Mülkiyeti Saklı Tutma, Rehin ve İcra

Avrupa’dan Türkiye’ye satılan makinelerde bedelin önemli bir kısmının teslimden sonra, çoğu zaman taksitler halinde ödenmesi yaygın bir uygulamadır. Satıcının bu süre boyunca kendini güvende hissetmesinin nedeni ise genellikle kendi ülkesinde alışık olduğu güvencelerdir. Ne var ki Almanya veya Avusturya’da kendiliğinden işleyen bazı araçlar Türkiye’de ancak belirli şekil şartlarına uyulduğunda koruma sağlamakta, bu şartlar bilinmediğinde satıcı alıcının ödeme güçlüğüne düştüğü anda teminatsız bir alacaklı konumunda kalabilmektedir.

Uygulamada görülmektedir ki tahsilat dosyalarının sonucu, sözleşme imzalanırken hangi güvencenin seçildiğine ve bu güvencenin Türk hukukuna göre usulüne uygun kurulup kurulmadığına bağlıdır. Aşağıda, Türk alıcıya makine satan şirketlerin bilmesi gereken başlıca güvenceler ve bunların işleyişi ele alınmaktadır.

Mülkiyeti saklı tutma kaydı

Bedelin tamamı ödenene kadar mülkiyetin satıcıda kalacağını öngören kayıt, Türk hukukunda da bilinen bir kurumdur. Bununla birlikte kaydın geçerli olabilmesi için, mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin resmî şekilde yapılması ve alıcının yerleşim yerindeki noterlikte tutulan özel sicile kaydedilmesi gerekir. Yalnızca sözleşmeye yazılmış ya da genel satış koşullarında yer alan bir kayıt, tescil edilmedikçe Türkiye’de satıcıya mülkiyet hakkına dayanan bir koruma sağlamaz.

Makinenin yurt dışında yapılan bir sözleşmeyle satılıp Türkiye’ye getirildiği hallerde ise yabancı hukuka göre kurulmuş bir mülkiyeti saklı tutma kaydının Türkiye’de ne ölçüde etki doğuracağı somut olayda ayrıca incelenmelidir; kalıcı bir koruma için çoğu zaman Türk hukukunun aradığı şartların da yerine getirilmesi gerekir. Bu nedenle tescil işleminin teslimle eş zamanlı olarak planlanması ve alıcının bu işleme katılımının sözleşmede güvence altına alınması yerinde olur.

Taşınır rehni

Türk hukuku, kanunda sayılan sıfatlara sahip taraflar arasında, işletmelerde kullanılan makine ve ekipman üzerinde zilyetliğin devri gerekmeksizin rehin kurulmasına da imkân tanımaktadır. Elektronik bir sicile tescil edilerek kurulan bu rehin, makinenin alıcının işletmesinde kullanılmaya devam etmesine izin verirken satıcıya veya finansman sağlayan kuruluşa, sicildeki öncelik sırasına göre bir teminat sağlayabilir. Mülkiyeti saklı tutma kaydına göre daha esnek olan bu yapı, özellikle birden fazla makinenin veya üretim hattının bir arada satıldığı işlemlerde tercih edilebilir.

Rehnin değeri, tescilin doğru yapılmasına ve rehin konusu malın açıkça tanımlanmasına bağlıdır. Seri numarası, model ve bulunduğu yer gibi bilgilerin eksik ya da hatalı girilmesi, paraya çevirme aşamasında tartışmaya yol açabilmektedir.

Kambiyo senetleri ve banka teminatları

Türk ticari hayatında bono ve çek, taksitli satışlarda hâlâ yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu senetlerin önemi, alacağın ödenmemesi halinde kambiyo senetlerine özgü hızlı bir icra yolunun açılmasıdır; ne var ki senedin şekil şartlarını eksiksiz taşıması gerekir ve yabancı satıcılar için hazırlanan matbu belgelerde bu şartların karşılanmadığı sıklıkla görülmektedir.

Daha güçlü bir güvence arayan satıcılar için banka teminat mektubu veya akreditif öne çıkar. Bu araçlar alıcı üzerinde ek bir maliyet yarattığından müzakerede direnç görebilir; bununla birlikte yüksek tutarlı satışlarda, ödeme riskini bir bankaya devretmenin en doğrudan yoludur.

Ödeme yapılmadığında

Alıcı ödemeyi durdurduğunda Türkiye’de alacak takibinin başlıca yolu icra takibidir. İlamsız takipte borçlu itiraz ederek takibi durdurabilir; bu durumda alacaklı, elindeki belgelerin niteliğine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir ya da itirazın iptali için dava açabilir. Haklı çıkan alacaklı lehine ayrıca icra inkâr tazminatına hükmedilebildiğinden, dayanaksız itirazların borçlu için bir maliyeti vardır. Kambiyo senedine dayanan takipte ise borçlunun itiraz imkânları daha dardır ve süreç belirgin biçimde hızlıdır.

Alacağın tahsili tehlikeye düştüğünde ihtiyati haciz de gündeme gelir; mahkemenin koşulların varlığına kanaat getirmesi halinde, dava sonuçlanmadan borçlunun malvarlığı üzerinde koruma sağlanabilir. Mülkiyeti saklı tutma kaydı usulüne uygun tescil edilmişse satıcı, makinenin kendisine iadesini de talep edebilir; bu yol, makinenin ikinci el piyasada değerini koruduğu durumlarda tahsilattan daha etkili olabilmektedir.

Alıcı mali sıkıntıya düştüğünde

Alıcının konkordato talep etmesi, satıcının elindeki güvencelerin sınandığı andır. Konkordato sürecinde verilen geçici ve kesin mühlet boyunca alıcıya karşı kural olarak takip başlatılamaz ve başlamış takipler durur; rehinli alacaklar bakımından takip mümkün olsa da rehinli malın paraya çevrilmesi bu süre içinde kural olarak yapılamaz. Bu aşamada usulüne uygun kurulmuş rehin veya mülkiyeti saklı tutma kaydına sahip satıcı, teminatsız alacaklılardan farklı bir konumda bulunur. Oysa güvencesi tescil edilmemiş satıcı, çoğu zaman alacağın yalnızca bir bölümünü uzun bir takvime yayılmış biçimde alabilmektedir.

Bu nedenle alıcının mali durumunun bozulduğuna ilişkin ilk işaretlerde, örneğin ödemelerin gecikmesinde ya da alıcının vade uzatımı talep etmesinde, güvencelerin ve takip seçeneklerinin hızla gözden geçirilmesi, konkordato başvurusundan sonra yapılabilecek her adımdan daha etkilidir.

Sonuç

Türkiye’ye makine satışında tahsilat güvencesi, sözleşmeye yazılan bir cümleyle değil, Türk hukukunun aradığı tescil ve şekil şartlarının yerine getirilmesiyle kurulur. Mülkiyeti saklı tutma kaydının noterde tescili, gerektiğinde taşınır rehninin sicile kaydı ve kambiyo senetlerinin şekil şartlarına uygun düzenlenmesi, alıcı ödemeyi durdurduğunda satıcının hangi haklarla hareket edebileceğini belirler. Şirketler hukuku ve alacak takibine ilişkin genel sorular ise ilgili hukuk alanı sayfalarında ayrıca ele alınmaktadır.