Uluslararası Hukuk Danışmanlığı

Uluslararası bir hukuk bürosu mu arıyorsunuz? Uluslararası alanda yetkin ve uzman ekibiyle GEMS Schindhelm her ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda olur ve sizi değerli deneyimleri ile bilgilendirir. Uluslararası ticaret hukukuyla ilgili çeşitli konular hakkında önceden çevrimiçi bilgi edinin. 

 

Şirket Ortağınızla Anlaşamıyorsanız Ne Yapabilirsiniz?

Ortaklık Uyuşmazlıkları ve Çıkış Yolları

Şirketin hesaplarına ulaşamıyor, önemli kararlara katılamıyor veya diğer ortakla şirketin geleceği konusunda uzlaşamıyor olabilirsiniz. Ortaklıktan ayrılmak istediğinizde de payınızı kimin satın alacağı, değerinin nasıl hesaplanacağı ve bedelin ne zaman ödeneceği konusunda yeni sorular ortaya çıkabilir.

Çözüm, öncelikle hangi sonuca ulaşmak istediğinizin belirlenmesiyle başlar. Şirket hakkında bilgi edinerek ortaklığa devam etmek, yönetimdeki sorunları gidermek, diğer ortağın çıkarılmasını istemek veya payınızın karşılığını alarak ayrılmak farklı hedeflerdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) çerçevesinde hazırlanan bu rehber, Türkiye’deki anonim ve limited şirketlerde ortaklık uyuşmazlıklarını, ortakların kullanabileceği hakları ve bu seçeneklerin mali sonuçlarını ele almaktadır.

İçindekiler

  • Ortaklık anlaşmazlığında ilk olarak hangi belgeler incelenmelidir?
  • Şirketin hesapları ve belgeleri paylaşılmıyorsa ne yapılabilir? 
  • Yüzde 50–50 ortaklıkta karar alınamaması nasıl ele alınmalıdır?
  • Azınlıkta kalan ortak hangi araçlarla sürece katılabilir?
  • Genel kurul kararlarına nasıl itiraz edilir?
  • Şirket kâr ettiği hâlde kâr payı dağıtılmıyorsa ne yapılabilir?
  • Şirketin kaynakları diğer ortağın yararına kullanılıyorsa ne yapılabilir?
  • Payınızı satarak ortaklıktan nasıl ayrılabilirsiniz?
  • Limited şirketten çıkmak için hangi yollar izlenebilir?
  • Limited şirketin haklı sebeple feshi istenebilir mi?
  • Anonim şirket ortağı hangi yollarla ayrılabilir?
  • Diğer ortağın şirketten çıkarılması mümkün müdür?
  • Ortaklıktan ayrılırken payınızın değeri nasıl belirlenir?
  • Ayrılma akçesi ne zaman ödenir?
  • Uyuşmazlık sürerken hangi koruma önlemleri alınabilir?
  • Pay sahipleri sözleşmesindeki tahkim şartı izlenecek yolu değiştirir mi?
  • Dava açmadan bir ayrılma veya devam planı hazırlanabilir mi?
  • Sonuç

Ortaklık anlaşmazlığında ilk olarak hangi belgeler incelenmelidir?

İncelemeye şirketin kuruluş ve işleyiş kurallarını belirleyen ana sözleşme, güncel ortaklık ve temsil kayıtları, genel kurul kararları ve varsa pay sahipleri sözleşmesiyle başlanmalıdır. Ana sözleşme, anonim şirketlerde kanuni adıyla “esas sözleşme”, limited şirketlerde ise “şirket sözleşmesi” olarak anılır. Pay sahipleri sözleşmesi de bilgi paylaşımı, belirli işlemlere onay verilmesi, pay devri ve ortaklıktan ayrılma bakımından ek taahhütler içerebilir. Bu taahhütlerin kimleri bağladığı ve şirket kararlarıyla nasıl ilişkilendiği birlikte incelenmelidir.

Ardından uyuşmazlık tarih sırasıyla ortaya konulmalıdır. Hangi belgeleri istediniz, hangi kararın alınmasına karşı çıktınız ve ne cevap aldınız? Örneğin, mali bilgilere erişemediğinizi düşünüyorsanız, talep ettiğiniz hesap dönemi ve belgeler ile bunlara verilen cevapları bir araya getirmeniz, izlenecek yolun belirlenmesini kolaylaştırır. İlk değerlendirmede başvuru süreleri, devam eden işlemler ve sözleşmedeki uyuşmazlık çözüm hükümleri de kontrol edilmelidir.

Ortaklar arasında kararlaştırılan bilgi paylaşımı, pay devri ve çıkış mekanizmalarının kapsamı hakkında, Türk Hukukunda Pay Sahipleri Sözleşmesi başlıklı yazımızda ayrıca bilgi bulunmaktadır.

Şirketin hesapları ve belgeleri paylaşılmıyorsa ne yapılabilir?

Limited şirketlerde her ortak, müdürlerden şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. Bilgilerin şirket zararına kullanılma tehlikesi gerekçesiyle erişim sınırlandırılmışsa konu genel kurula taşınabilir. Genel kurul da bilgi alma veya incelemeyi haksız biçimde engellerse mahkemeye başvurulabilir. Bilgi talebinin kapsamı, verilen cevap ve genel kurul aşaması bu nedenle belgelenmelidir. 

Anonim şirketlerde, genel kurul öncesinde incelemeye sunulacak finansal belgeler ile genel kurulda kullanılacak bilgi alma hakkı birlikte ele alınır. Pay sahibi, yönetim kurulundan şirketin işleri, denetçilerden denetimin yürütülmesi ve sonuçları hakkında açıklama isteyebilir. Talep reddedildiğinde reddi izleyen on gün içinde mahkemeye başvurulabilir. Cevapsız bırakılma veya ertelenme hâllerinde ise kanun, makul bir süre sonra başvuru yapılmasını öngörür. Başvuru takvimi, karşılaşılan duruma göre belirlenmelidir.

Bilgi alma ve inceleme hakkının şirket kararıyla ortadan kaldırılamaması ile bu hakkın kullanılma usulü farklı konulardır. Anonim şirkette ticari defter ve yazışmaların soruyla ilgili kısımlarının incelenmesi, genel kurulun açık iznine veya yönetim kurulu kararına bağlıdır. Bu nedenle hangi belgelere, hangi konuda erişilmek istendiği açıkça belirtilmeli ve ilgili başvuru yolu izlenmelidir. 

Örneğin, diğer ortağın bağlantılı olduğu bir işletmeye yapılan ödemeleri sorguluyorsanız, talebinizi ilgili sözleşmeler, faturalar ve ödemelerin gerekçesi üzerinde somutlaştırabilirsiniz. Belirli olayların uzman incelemesiyle açıklığa kavuşturulması için özel denetim de değerlendirilebilir. Anonim şirketlerde, pay sahipliği haklarının kullanılması için gerekli olması ve bilgi alma veya inceleme hakkının önceden kullanılmış bulunması şartıyla, konu gündemde yer almasa da genel kuruldan özel denetim istenebilir. Genel kurul talebi kabul ederse şirket veya her bir pay sahibi, otuz gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilir. 

Genel kurul talebi reddederse, sermayenin en az yüzde 10’unu, halka açık anonim şirketlerde yüzde 5’ini temsil eden pay sahipleri veya paylarının itibari değerleri toplamı en az 1.000.000 Türk lirası olan pay sahipleri, üç ay içinde mahkemeden özel denetçi atanmasını isteyebilir. Buradaki tutar, payların piyasa değerini değil, sermayede yazılı değerini ifade eder; pay oranı koşuluna alternatif bir başvuru ölçütüdür. 

Genel kurulun ret kararı üzerine yapılacak başvuruda, yalnızca bu oran veya tutar koşullarının sağlanması yeterli değildir. Başvuranların, kurucuların veya şirket organlarının kanunu ya da esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici biçimde ortaya koymaları gerekir. Bu nedenle incelenmesi istenen olaylar ve bunları destekleyen belgeler başvuruda somutlaştırılmalıdır. Özel denetime ilişkin bu hükümler limited şirketlere de uygulanır. 

Yüzde 50–50 ortaklıkta karar alınamaması nasıl ele alınmalıdır?

Eşit paylı ortaklıklarda çözüm arayışı, hangi kararın neden alınamadığının belirlenmesiyle başlamalıdır. Sorun yeni bir yatırımın onaylanmasıyla sınırlı olabilir; şirketin yöneticilerinin seçilememesi veya günlük faaliyetlerin sürdürülememesi ise farklı bir müdahale gerektirebilir. Pay oranının yanında ilgili organın toplantı ve karar çoğunlukları da incelenmelidir. 

Yönetim organının karar düzeni şirket türüne göre farklılaşır. Anonim şirket yönetim kurulunda oylar eşitse konu gelecek toplantıya bırakılır; ikinci toplantıda da eşitlik olursa öneri reddedilmiş sayılır. Limited şirkette birden fazla müdür varsa çoğunlukla karar alınır ve şirket sözleşmesinde farklı bir düzen bulunmadıkça eşitlikte başkanın oyu üstün sayılır. Bu ayrım yönetim organlarına ilişkindir; genel kurul kararlarına uygulanmaz. Dolayısıyla yalnızca ortakların pay oranına bakmak yerine, hangi kararı hangi organın alacağı belirlenmelidir. 

Pay sahipleri sözleşmesinde karar alınamaması hâli için üst düzey görüşme, bağımsız uzman değerlendirmesi veya payların satın alınmasına ilişkin bir mekanizma varsa, bunun işletilme koşulları araştırılmalıdır. Böyle bir düzen bulunmadığında taraflar, geçici bir yönetim düzeni veya pay devri üzerinde müzakere yürütebilir. Mahkeme yoluyla çözüm gerektiğinde ise alınamayan kararların tutanakları, aksayan ödemeler ve şirket faaliyetlerine etkiler, seçilecek talebin dayanağını oluşturmaya yardımcı olur.

Şirketin gerekli organlarından birinin uzun süredir bulunmaması veya genel kurulun toplanamaması, belirli bir önerinin toplantıda reddedilmesinden farklıdır. Limited şirkette bu yapısal eksiklikler varsa ortak veya alacaklı fesih isteyebilir. Mahkeme önce müdürleri dinleyerek şirkete durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için süre verir; sorun giderilmezse feshe karar verebilir.  

Azınlıkta kalan ortak hangi araçlarla sürece katılabilir?

Anonim şirketlerde sermayenin en az yüzde 10’unu, halka açık şirketlerde yüzde 5’ini temsil eden pay sahipleri, gerekçelerini ve gündemi belirterek genel kurulun toplantıya çağrılmasını veya gündeme konu eklenmesini isteyebilir. Esas sözleşmeyle daha düşük bir oran da kabul edilebilir. Başvuru noter aracılığıyla yapılmalı; gündeme ekleme için öngörülen zamanlamaya uyulmalıdır. 

Talep reddedilir veya yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmezse başvuran pay sahipleri mahkemeye başvurabilir. Mahkemenin çağrı yapılması için görevlendirebileceği kayyımın işi, gündemin düzenlenmesi ve toplantı çağrısının yapılmasıdır; bu görev şirket yönetimini devralmaktan farklıdır. Çağrı ve azınlığın gündeme ilişkin hakları limited şirketlerde de kıyasen uygulanır. 

Sermaye artırımı da yakından izlenmelidir. Örneğin, mevcut payınız yüzde 20 iken sermaye iki katına çıkarılır ve siz artırıma katılmazsanız, diğer koşullar değişmediğinde oranınız yüzde 10’a düşebilir. Yeni payları mevcut payınızla orantılı olarak alma imkânı sağlayan rüçhan hakkı, bu nedenle önem taşır. 

Anonim şirkette genel kurulun rüçhan hakkını sınırlandırması veya kaldırması için haklı sebep ve sermayenin en az yüzde 60’ının olumlu oyu aranır. Kayıtlı sermaye sisteminde yetkili yönetim kurulunun kararı ise kendi kurallarıyla değerlendirilir; bu yüzde 60 koşulu yönetim kuruluna taşınmaz. Limited şirkette de haklı sebep aranır; ilgili karar için temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğunun birlikte sağlanması gerekir. Limited şirkette hakkın kullanılması için en az on beş gün verilmelidir. Artırım kararını ve verilen süreyi izlemek, pay oranınızı korumak bakımından önemlidir. 

Genel kurul kararlarına nasıl itiraz edilir?

Kanuna, şirketin ana sözleşmesine veya dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları için iptal davası değerlendirilebilir. Toplantıya katılan ortağın, kural olarak karara olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerekir. Çağrı usulsüzlüğü veya katılma hakkının haksız biçimde engellenmesi gibi durumlarda davacı olma koşulları ayrıca incelenir. Toplantı tutanağı, hazır bulunanlar listesi ve çağrı belgeleri birlikte saklanmalıdır. 

İptal davası için kural olarak karar tarihinden itibaren üç ay vardır. Bu süre dava açma hakkının kaybına yol açabildiğinden, diğer ortakla görüşmeler sürerken de başvuru hazırlığı yürütülmelidir. 

Pay sahibinin vazgeçilmez haklarını kaldıran kararlar gibi ağır aykırılıklarda, kararın baştan itibaren geçersizliği, yani butlanı gündeme gelebilir. Butlanın ileri sürülmesi üç aylık iptal süresine bağlı değildir; hukuki yarar ve hakkın kötüye kullanılması sınırları ise gözetilmelidir. Hangi yolun kullanılacağı kararın somut içeriği üzerinden belirlenir. 

Yönetim kurulu kararlarına karşı izlenecek yol da kararın konusuna göre değişir. Bazı kararlar bakımından butlanın tespiti, kanunda özel olarak düzenlenen durumlarda ise iptal davası gündeme gelir. Örneğin, kayıtlı sermaye sistemindeki ilgili sermaye artırımı kararlarına karşı ilan tarihinden itibaren bir aylık iptal süresi öngörülmüştür. Sermaye artırımıyla karşılaşıldığında kararı hangi organın aldığı ve uygulanacak süre öncelikle kontrol edilmelidir. 

Şirket kâr ettiği hâlde kâr payı dağıtılmıyorsa ne yapılabilir?

Kâr payı talebi için şirketin dağıtılabilir kârı, ayrılması gereken yedekler ve genel kurulun kârın kullanımına ilişkin kararı incelenmelidir. Şirketin yatırım ve finansman ihtiyaçları, kârın bünyede tutulması kararında rol oynayabilir. Bu nedenle finansal tablolarla birlikte kâr dağıtımına ilişkin karar ve gerekçeleri de istenmelidir. 

Limited şirketlerde, kanunda ya da şirket sözleşmesinde öngörülmeyen veya öngörülenden fazla yedek akçe ayrılmasına, zararların karşılanması için gerekli olması hâlinde karar verilebilir. Gerekçe şirketin gelişimi için yatırım yapılmasıysa, yatırım ihtiyacının ciddi biçimde ortaya konulması, bütün ortakların menfaatinin bunu haklı göstermesi ve bu hususların şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmesi birlikte aranır. Bu iki durumun koşulları farklı olduğundan, ilave yedek ayrılmasına ilişkin kararın hangi gerekçeye dayandığı ve bu gerekçenin koşullarının sağlanıp sağlanmadığı kontrol edilmelidir. 

Örneğin, uzun süredir kâr dağıtılmamasına karşılık yönetimdeki ortağa veya bağlantılı işletmelere yüksek tutarlı ödemeler yapılıyorsa, kârın tutulma gerekçesi ile bu ödemelerin dayanakları birlikte araştırılmalıdır. Sonuca göre bilgi alma, genel kurul kararına itiraz veya yönetici sorumluluğu seçenekleri değerlendirilebilir.

Dağıtım kararıyla ödenebilir hâle gelmiş kâr payının tahsili ise ayrı bir alacak talebidir. Bu alacakta beş yıllık zamanaşımı ve sürenin alacağın istenebilir hâle gelmesiyle başlaması dikkate alınır. Yönetici sorumluluğuna ilişkin süreler farklı olduğundan, önce talebin niteliği belirlenmelidir. 

Şirketin kaynakları diğer ortağın yararına kullanılıyorsa ne yapılabilir?

Şirket kaynaklarının kişisel amaçlarla kullanıldığı veya bağlantılı bir işletmeye piyasa koşullarıyla açıklanamayacak ödemeler yapıldığı düşünülüyorsa, sözleşmeler, faturalar, ödeme kayıtları ve yönetim kararları incelenmelidir. Bu inceleme hem zararın varlığını hem de sorumlu olabilecek kişileri belirlemeye yardımcı olur.

Şirketin zarara uğraması hâlinde pay sahibi, sorumluluk koşullarını taşıyan yöneticilere karşı tazminat talebinde bulunabilir; şirket zararının giderilmesi için açılan davada ödeme şirkete yapılır. Ortağın doğrudan kendi malvarlığında oluşan zarar ise ayrı ele alınır. Böylece talep, zararın kimin üzerinde doğduğuna uygun hazırlanır. 

Sorumluluk taleplerinde zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde zararı doğuran fiilden itibaren beş yıl olan zamanaşımı süreleri dikkate alınır. Fiil, daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa bu süre tazminat talebinde de uygulanır. İbra kararı alınmışsa, kararın kapsadığı olaylar bakımından dava hakkının devam edip etmediği ve ilgili pay sahipleri için ibra tarihinden başlayan altı aylık dava süresi ayrıca kontrol edilmelidir.  

Yönetimden kaynaklanan devam eden bir sorun varsa limited şirket ortağı, haklı sebeple müdürün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticilikten uzaklaştırma, ortaklığın sona ermesi anlamına gelmez; pay sahipliğine ilişkin çözüm ayrıca planlanmalıdır. İncelenen belgeler suç şüphesi doğuruyorsa, olayın ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir. 

Payınızı satarak ortaklıktan nasıl ayrılabilirsiniz?

Diğer ortağa veya bir yatırımcıya pay devri, ayrılmanın müzakere edilebilecek yollarındandır. Görüşmeler başlamadan önce devir kısıtlamaları, öncelikli satın alma hakları, gerekli onaylar ve sözleşmesel bildirimler belirlenmelidir. Böylece fiyat görüşmesi ile devrin tamamlanması aynı plan içinde yürütülebilir.

Limited şirketlerde devir sözleşmesi yazılı yapılır ve tarafların imzaları noterce onaylanır. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe genel kurul onayı da aranır; bu durumda devir onayla geçerli olur. İşlem tamamlanırken pay defteri ve ticaret sicili kayıtları da ele alınmalıdır. 

Şirket sözleşmesinde farklı bir düzen yoksa genel kurul onayı sebep göstermeksizin reddedebilir. Buna karşılık, pay devrinin onaylanması için şirkete yapılan başvurudan itibaren üç ay içinde ret kararı verilmezse onay verilmiş sayılır. Devir şirket sözleşmesiyle yasaklanmış veya onay reddedilmişse ortağın haklı sebeple çıkma hakkı saklıdır. Bu, ayrıca bir çıkış yöntemi değil, TTK’nın 638. maddesindeki hakkın korunmasıdır. Onay süreci belgelenmeli; çıkma talebinin koşulları somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Anonim şirketlerde izlenecek yöntem, payın ve varsa pay senedinin türüne göre belirlenir. Özellikle nama yazılı paylarda bedelin ödenme durumu ve esas sözleşmedeki devir sınırlamaları önemlidir. Devir belgeleri ve gerekli işlemler, ilgili payın özelliklerine göre hazırlanmalıdır.

Limited şirketten çıkmak için hangi yollar izlenebilir?

Limited şirketlerde şirket sözleşmesi, belirli koşullara bağlı veya bağımsız bir çıkma hakkı tanıyabilir. Böyle bir hüküm varsa yapılacak bildirim, sunulacak belgeler ve ayrılığın mali koşulları öncelikle bu düzenleme üzerinden incelenir. 

Ayrıca her ortak haklı sebeple çıkma davası açabilir. Şirket sözleşmesinde çıkma hükmü bulunmasa da bu kanuni yol değerlendirilebilir. Talep hazırlanırken ortaklık ilişkisinin sürdürülmesini neden kabul edilemez hâle getirdiği ileri sürülen olaylar somutlaştırılmalıdır.

Örneğin, bilgi taleplerinin sürekli engellendiği veya şirket kaynaklarının belirli bir ortak yararına kullanıldığı ileri sürülüyorsa; hangi taleplerin ne zaman reddedildiği, hangi işlemlerin yapıldığı ve bunların ortaklığa etkisi açıklanmalıdır. Haklı sebep, olayların bütünü ve deliller üzerinden mahkemece değerlendirilir. Bu yol, kendi ortaklığını sona erdirmek isteyen kişinin hedefiyle birlikte ele alınmalıdır.

Limited şirketin haklı sebeple feshi istenebilir mi?

Limited şirket ortağının başvurabileceği diğer bir yol, haklı sebeple şirketin feshini istemektir. Bu hak her ortağa tanınmıştır. Özellikle anlaşmazlık şirketin işleyişini sürekli etkiliyorsa, ortağın kişisel olarak ayrılması ile şirketin sona erdirilmesi talepleri ayrı değerlendirilmelidir. 

Mahkeme fesih yerine başka bir çözüme karar verebilir. Davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılması veya duruma uygun ve kabul edilebilir başka bir çözüm, kanunda açıkça öngörülmüştür. Dolayısıyla fesih istemiyle başlayan süreç, şirketin devamı ve davacının ayrılmasıyla da sonuçlanabilir. 

TTK’nın 638. maddesindeki çıkma talebi ortağın ayrılmasına, 636. maddesindeki fesih talebi ise şirketin sona ermesine yönelir. Şirketi sürdürmek ve diğer ortağın çıkarılmasını sağlamak isteyen kişi bakımından bu sonuç farkı önemlidir. Talep, yalnızca dava açma kolaylığına göre değil, kimin ortaklığının sona ermesi istendiği ve mali sonuçlar birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Anonim şirket ortağı hangi yollarla ayrılabilir?

Anonim şirketlerde ayrılma planı, öncelikle pay devri ve uygulanabilir sözleşmesel çıkış hakları üzerinden kurulabilir. Limited şirketlerdeki genel haklı sebeple çıkma davasının anonim şirketlerde birebir karşılığı bulunmadığından, şirket türüne özgü seçenekler incelenmelidir. 

Haklı sebeplerin varlığında sermayenin en az yüzde 10’unu, halka açık şirketlerde yüzde 5’ini temsil eden pay sahipleri şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, fesih yerine davacıların paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya başka uygun bir çözüme karar verebilir. 

Buradaki önemli ayrım, alternatif olarak pay bedeli ödenerek ayrılması sağlanabilecek kişilerin davacı pay sahipleri olmasıdır. Bu nedenle fesih davası, anlaşmazlık yaşanan diğer ortağın çıkarılmasını sağlayan genel bir araç olarak kullanılmamalıdır. Dava hazırlanırken şirketin devamını sağlayabilecek çözümler ve ayrılma bedelinin karşılanma imkânı da değerlendirilmelidir.

Diğer ortağın şirketten çıkarılması mümkün müdür?

Limited şirket sözleşmesinde, genel kurul kararıyla çıkarılmayı gerektiren sebepler belirlenebilir. Böyle bir karar için ilgili karar çoğunluğu ve uygulanabilir oy kullanma kuralları incelenmelidir. Çıkarma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine eklenmesi, bütün ortakların oybirliğini gerektirir. Çıkarma kararıyla karşılaşan ortak için ise kararın noter aracılığıyla bildirilmesinden itibaren üç aylık iptal süresi önemlidir. 

Bundan ayrı olarak TTK’nın 640. maddesinin üçüncü fıkrası, haklı sebeple mahkeme yoluyla çıkarmayı şirketin istemine bağlar. Bu yol hazırlanırken şirket adına talebin oluşturulması ve davada temsil koşulları incelenmelidir. İki ortaklı limited şirketler bakımından ise aşağıda açıklanan Anayasa Mahkemesi kararı ayrıca dikkate alınmalıdır. 

Anonim şirketlerde sırf ortaklık anlaşmazlığı nedeniyle kullanılabilecek genel bir çıkarma yolu bulunmaz. Örneğin, sermaye borcunu süresinde ödemeyen pay sahibinin, kanundaki ihtar ve süre koşullarına uyularak ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılması, yani ıskat gündeme gelebilir. Bu özel yöntem, ortakların anlaşamamasından farklı bir sebebe dayanır ve sermaye borcu ödenmeyen paylar bakımından değerlendirilir. Geçerli pay devri taahhütleri ve diğer özel kanuni yollar da kendi koşulları içinde incelenmelidir.

İki ortaklı limited şirketlerde Anayasa Mahkemesi kararı neyi değiştirdi?

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 25 Aralık 2025 tarihli, E.2025/128, K.2025/273 sayılı kararıyla TTK’nın 616/1-h bendini ve 621/1-h bendindeki haklı sebeple çıkarma için mahkemeye başvurulmasına ilişkin ibareyi iki ortaklı limited şirketler yönünden iptal etmiştir. Karar, 17 Mart 2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; yürürlük ertelenmediği için iptal hükmü aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. 

Bu kapsam yalnızca yüzde 50 yüzde 50 ortaklıklara özgü değildir. İptal, iki ortaklı şirketlerde çıkarma davasına başvuru için öngörülen genel kurul kararı ve ağırlaştırılmış karar çoğunluğu düzenine ilişkindir. Aynı bentteki şirket sözleşmesine dayanılarak genel kurulca çıkarma kısmı ile şirketin istemini düzenleyen 640/3 hükmü iptal edilmemiştir. Mahkeme, iki ortaklı şirketlerde çıkarma mekanizmasının işletilememesini, Anayasa’nın 40. ve 48. maddeleri kapsamında teşebbüs özgürlüğünün korunması için etkili bir başvuru imkânı sağlanması gereğiyle bağdaşmaz bulmuştur. 

Kararın gerekçesi, şirketin faaliyetini sürdürmek isteyen ortağın talebi ile kendisi ayrılmak isteyen ortağın talebini ayırmaktadır. Buna karşılık iptal kararı, bütün durumlar için ayrıntılı bir dava açma ve temsil modeli kurmamıştır. Şirketin istemini arayan kanun hükmü devam ederken, iki ortaklı şirkette ortağın doğrudan başvurusunun nasıl değerlendirileceği öğretide tartışılmaktadır. Dava hazırlanırken talep hakkı, şirket adına karar alınması ve davada temsil ayrı ayrı ele alınmalıdır. Böylece doğrudan başvurunun mümkün olduğu veya kesinlikle kapalı bulunduğu peşinen varsayılmadan, somut şirkete uygun yol belirlenebilir. 

Daha önce açılmış veya sonuçlanmış davalar nasıl değerlendirilmelidir?

Anayasa uyarınca iptal kararları geriye yürümez. İptal kararı, daha önce kesinleşmiş mahkeme kararlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte devam eden davalar, esas hakkında kesinleşmiş kararlar ve genel kurul kararı eksikliği nedeniyle usulden reddedilmiş davalar ayrı değerlendirilmelidir. Eski kararın yeniden ele alınması ile ret sebebinin ortadan kalktığı ileri sürülerek yeni bir dava açılması farklı konulardır. Önceki kararın gerekçesi, kesinleşme durumu ve yeni başvurunun koşulları incelenerek iptal kararının dosyaya etkisi belirlenmelidir. 

Ortaklıktan ayrılırken payınızın değeri nasıl belirlenir?

Pay devrinde fiyat, tarafların anlaşması ve varsa sözleşmedeki değerleme yöntemi üzerinden belirlenebilir. Taraflar bağımsız bir değerleme uzmanı seçerek kullanılacak mali verileri, hesaplama tarihini ve rapora itiraz yöntemini önceden kararlaştırabilir. Limited şirketten kanuni çıkma veya çıkarılmada ise temel ölçüt, payın gerçek değerine uyan ayrılma akçesidir. Şirket sözleşmesinde tanınan çıkma hakkı bakımından farklı düzenleme yapılabilmesine ilişkin hüküm ayrıca değerlendirilir. 

Gerçek değer araştırılırken yalnızca sermayede yazılı tutara bakılmamalıdır. Şirketin varlıklarının ekonomik değeri, borçları, faaliyetlerini sürdürme imkânı, kazanç beklentileri ve riskleri birlikte ele alınır. Değerleme çalışmasında varlıklara, gelecekteki kazanca veya benzer işletmelere dayanan yöntemlerden hangisinin uygun olduğu ve neden seçildiği açıklanmalıdır. Böylece hesaplama, şirketin gerçek faaliyet ve mali yapısıyla ilişkilendirilebilir. 

Dava aşamasında teknik değerleme için bilirkişi incelemesine başvurulabilir. Kullanılan veriler, yöntem ve sonuç arasındaki bağlantı denetlenebilir olmalı; eksiklik veya tutarsızlık varsa rapora süresinde itiraz edilmelidir. Bu inceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bilirkişiliğe ilişkin hükümlerine göre yürütülür; TTK’nın 641. maddesi ise ayrılma bedelinin temel ölçütünü belirler. 

Azınlık payı bulunması veya payın kolay satılamaması gerekçesiyle indirim önerildiğinde, indirimin hangi hukuki ve ekonomik temele dayandığı sorgulanmalıdır. Pay satış bedeli ile ayrılma akçesi farklı esaslarla belirlenebilir. Değerleme tarihi de kullanılan hukuki yola göre seçilmeli; anonim şirketlerde haklı sebeple feshe alternatif ayrılmada karar tarihine en yakın gerçek değer ölçütü özellikle dikkate alınmalıdır. 

Ayrılma akçesi ne zaman ödenir?

Limited şirkette ayrılma bedelinin belirlenmesiyle ödeme imkânının araştırılması birlikte yürütülmelidir. Kanun, ayrılma akçesinin ayrılmayla birlikte muaccel olmasını, yani istenebilir hâle gelmesini; şirketin kullanılabilir özkaynağa sahip olması, ayrılan ortağın paylarının devredilebilmesi veya sermayenin kanuna uygun azaltılması koşullarına bağlar. Bu yollardan hangisinin kullanılabileceği ve ödeme kaynağı somutlaştırılmalıdır. 

Ödenmeyen kısım, bütün diğer alacaklılardan sonra gelir. Bu alacak, yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespitiyle muaccel olur. Dolayısıyla ayrılma planında şirketin yalnızca değerine değil, bedeli hangi kaynakla ve ne zaman karşılayabileceğine de bakılmalıdır. Alacaklıları koruyan bu düzen, ayrılan ortağın tahsilat riskini doğrudan etkiler. 

Payları diğer ortağın satın alacağı bir anlaşmada ise borçlu ve ödeme koşulları sözleşmeyle belirlenir. Şirketin ödeyeceği kanuni ayrılma akçesiyle alıcının ödeyeceği pay satış bedelini ayrı ele almak; taksitlerin, teminatların ve devir zamanının doğru düzenlenmesini sağlar.

Uyuşmazlık sürerken hangi koruma önlemleri alınabilir?

Hakların korunması için işlemler belgelenmeli ve devam eden risklere uygun önlemler değerlendirilmelidir. Örneğin, iptali veya butlanı istenen genel kurul kararının uygulanması zarar doğuracaksa mahkemeden kararın yürütülmesinin geri bırakılması talep edilebilir. 

Limited şirketten çıkma davasında mahkeme, talep üzerine bazı ortaklık hak ve borçlarını dondurabilir veya davacının durumunu güvence altına alacak başka önlemler alabilir. Limited şirketin feshi istendiğinde de mahkemenin gerekli önlemleri alma yetkisi vardır. Talepte hangi işlemin veya riskin önlenmek istendiği ve önlemin kapsamı açıklanmalıdır. 

Delillerin kaybolma ihtimali veya gecikmenin ciddi zarar doğurması hâlinde delil tespiti ve ihtiyati tedbir koşulları da araştırılabilir. Değerlendirmede şirketin faaliyetlerinin devamı ile talep sahibinin korunması arasında ölçülü bir çözüm hedeflenmelidir. 

Pay sahipleri sözleşmesindeki tahkim şartı izlenecek yolu değiştirir mi?

Tahkim, belirli uyuşmazlıkların devlet mahkemeleri yerine hakemlerce çözülmesini sağlayan bir yöntemdir. Önce tahkim şartının hangi kişileri ve talepleri kapsadığı, ardından uyuşmazlığın tahkimle çözülebilir olup olmadığı incelenmelidir. Bu kontrol, dava yoluna karar verilmeden yapılmalıdır. 

Pay satış bedelinin ödenmesine ilişkin sözleşmesel bir talep ile şirketin feshini, çıkmayı veya genel kurul kararının geçersizliğini konu alan talepler ayrı değerlendirilmelidir. Şirketin ve diğer ortakların konumu ile verilecek kararın etkileri de önemlidir. Şirketler hukuku uyuşmazlıklarının tahkime elverişliliği konusunda farklı yaklaşımlar bulunduğundan, tahkim şartının varlığından hareketle bütün talepler aynı merciye yönlendirilmemelidir. 

Dava açmadan bir ayrılma veya devam planı hazırlanabilir mi?

Müzakerenin ilk konusu, birlikte çalışmaya devam edilmesini sağlayacak bir düzen bulunup bulunmadığı olabilir. Düzenli mali raporlama, görev değişikliği veya belirli işlemlerde ek kontrol, bazı uyuşmazlıklarda değerlendirilebilecek seçeneklerdir. Ayrılık tercih edildiğinde ise pay bedeli kadar ödemenin güvencesi ve şirket yönetiminin devri de ele alınmalıdır.

Anlaşmada payların ne zaman devredileceği, bedelin nasıl ödeneceği, şirketin ortaktan ve ortağın şirketten alacaklarının nasıl sonuçlandırılacağı açıkça gösterilmelidir. Yönetim ve imza yetkilerinin sona ermesi, belgelerin teslimi ve devam eden sözleşmelerin durumu aynı takvime bağlanmalıdır. Şirket kredileri için verilen kişisel güvencelerin kaldırılması bakımından ilgili bankanın veya alacaklının katılımına ihtiyaç duyulup duyulmadığı da araştırılmalıdır.

Talebin niteliğine göre dava öncesi arabuluculuk zorunluluğu ve varsa tahkim düzenlemesinin etkisi kontrol edilir. Sıradan uzlaşma görüşmeleri sürerken başvuru süreleri ayrıca izlenmelidir. Usulüne uygun arabuluculuk sürecinin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere etkisi ise kendi kurallarına göre değerlendirilir. 

Sonuç

Ortaklık uyuşmazlığında çözüm, öncelikle neyi korumak ve hangi sonuca ulaşmak istediğinizin belirlenmesiyle başlar. Şirketin faaliyetini sürdürmek, yönetimdeki sorunları gidermek, diğer ortağın çıkarılmasını istemek veya payın karşılığını alarak ayrılmak farklı seçeneklerdir. Hukuki yol, bu hedeflerden biri peşinen üstün tutulmadan, somut olayın koşullarına göre belirlenmelidir.

İlk aşamada belgeler toplanmalı, süreye bağlı haklar tespit edilmeli ve devam eden riskler değerlendirilmelidir. Ardından şirketin türü, ortaklık oranları, sözleşmeler, mali durum ve tahsilat imkânı birlikte ele alınarak uygulanabilir bir plan hazırlanmalıdır. Amaç, yalnızca bir dava açmak değil, ortaklık haklarını ve şirketin değerini gözeten bir çözüm oluşturmaktır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; münferit bir hukuki mütalaa teşkil etmez.