Ukrayna’nın yeniden inşasında Türk, Alman ve Avusturyalı şirketler arasında iş birliği ve sözleşme yapısı

Ukrayna’nın yeniden inşası, Türk, Alman ve Avusturyalı şirketler için ekipman tedariki, mühendislik ve altyapı uygulamaları gibi alanlarda yeni iş birliklerinin geliştirilmesine imkân sağlayabilecek bir süreçtir. 1 Ekim 2026’da yürürlüğe giren Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması ve 1 Ocak 2027 itibarıyla uygulanmaya başlayacak gümrük vergisi indirimleri, Türk şirketleri açısından bu süreci ayrıca güncel hâle getirmektedir. Şirketler açısından bu potansiyelin, mevcut ihalelerin yanı sıra önümüzdeki dönemde oluşabilecek ihtiyaçlar ve yeni projeler bakımından da değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Ukrayna’nın yeniden inşasında öne çıkan iş alanları

Ukrayna Hükûmeti, Dünya Bankası Grubu, Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletlerin Şubat 2026’da yayımladığı ortak değerlendirme, 31 Aralık 2025 itibarıyla on yıllık yeniden inşa ve toparlanma ihtiyacını yaklaşık 588 milyar ABD doları olarak hesaplamaktadır. Ulaşım, enerji ve konut, ihtiyaçların yoğunlaştığı alanlar arasında yer almaktadır. Bu ihtiyaçların somut tedarik, yapım ve hizmet alımlarına dönüşmesi, farklı ölçeklerdeki şirketler açısından iş geliştirme potansiyeli taşımaktadır.

Örneğin Krasyliv’deki bir su altyapısı projesi için Aralık 2025’te yayımlanan genel satın alma duyurusunda, KDV hariç 500.000 avroya kadar bütçeyle pompa ve elektrik ekipmanlarının yenilenmesi, otomatik kontrol sistemleri ve batarya depolamalı güneş enerjisi kurulumu öngörülmüştür. Bu örnek, pompa üreticilerinden otomasyon ve enerji şirketlerine kadar farklı işletmelerin kendi ürün veya hizmetleriyle bağlantı kurabilecekleri proje ihtiyaçlarını göstermektedir.

Türkiye, Almanya ve Avusturya arasında iş birliği modelleri

Türk şirketleri açısından doğrudan teklif verilmesi, Alman veya Avusturyalı bir şirketle ortak teklif hazırlanması ya da projeyi üstlenen bir yükleniciye ekipman ve hizmet sağlanması gibi modellerin, ilgili katılım şartlarına bağlı olarak değerlendirilmesi mümkündür. Böylece şirketlerin mevcut üretim kapasiteleri ve uzmanlıkları, farklı aşamalardaki proje ihtiyaçlarıyla eşleştirilebilir.

Alman ve Avusturyalı şirketler açısından ise Türkiye’deki üretici ve yüklenicilerle kurulacak ilişkiler, uygun projelerde tedarik seçeneklerini ve uygulama kapasitesini genişletebilir. Bir şirketin tasarım ve sistem entegrasyonunu, diğerinin ekipman üretimi veya saha işlerini üstlenmesi bu iş birliklerine örnek olarak gösterilebilir.

İş birliğinin ortak teklif, tedarik, alt yüklenicilik veya ortak girişim (joint venture) şeklinde kurulması mümkündür. Görev dağılımı belirlenirken tarafların ilgili projedeki uzmanlıklarının ve yeterliliklerinin dikkate alınması gerekmektedir.

Ukrayna projeleri ve ihaleleri için bilgi kaynakları

Avusturya’nın go-international girişimi bünyesindeki Ukraine Servicepoint, Ukrayna’nın yeniden inşasına ilişkin ihale ve proje duyurularını, finansman ve ihracat güvencesi araçlarına ilişkin bilgileri ve ilgili etkinlikleri bir araya getirmektedir.

Almanya tarafında ise Germany Trade & Invest’in (GTAI) Ukrayna ihale ve proje veri tabanı üzerinden uluslararası kuruluşların desteklediği projeler ve satın alma duyuruları da takip edilebilir. Genel proje duyuruları ile açık ihale çağrılarının birbirinden ayrılması ve güncel takvimin asıl kaynaktan doğrulanması gerekmektedir.

Projeye katılım ve sözleşme yapısının değerlendirilmesi

Katılım modeli belirlenirken projenin finansman kaynağının ve ihale belgelerinin incelenmesi gerekmektedir. Türk şirketinin doğrudan teklif verebilmesi, ortaklık içinde yer alabilmesi veya Türkiye’de üretilen ekipmanın kullanılabilmesi farklı koşullara bağlı olabilir. Alman veya Avusturyalı bir ortakla çalışılması, bu koşulların kendiliğinden sağlandığı anlamına gelmez. Destek programlarının ülke ve başvuru sahibi koşullarının da ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

Ortak teklif veya tedarik ilişkisi kurulurken teklifin kimin adına sunulacağının, ödeme ve teminat düzeninin, teslim yükümlülüklerinin ve taraflar arasındaki sorumluluk paylaşımının açıklığa kavuşturulması önem taşımaktadır. Sözleşme yapısının, projenin yürütüleceği ülkedeki hukuki gerekliliklerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Uygulamada görülmektedir ki ortaklar arasındaki ilişki çoğu zaman ihale takviminin baskısı altında kısa bir mutabakat zaptıyla kurulmakta, ayrıntılar ise proje başladıktan sonra konuşulmaktadır. Oysa işverenle yapılan ana sözleşme hangi hukuka tabi olursa olsun, Türk şirketi ile Alman veya Avusturyalı ortağı arasındaki konsorsiyum, ortak girişim ya da tedarik sözleşmesi ayrı bir hukuki ilişkidir ve bu ilişkinin tabi olacağı hukuk ile uyuşmazlıkların çözüleceği yer baştan kararlaştırılmalıdır. Nitekim yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilmesi ayrı bir tenfiz yargılamasını gerektirdiğinden, uyuşmazlık çözüm yolunun Türk ortağın malvarlığına başvurma ihtimali de gözetilerek seçilmesi yerinde olacaktır.

Teminat düzeni de benzer bir dikkat gerektirmektedir. Uluslararası finans kuruluşlarının desteklediği projelerde teklif ve kesin teminatların işverence kabul edilebilir bir bankadan verilmesi istenebilmekte, Türk bankalarının düzenlediği teminat mektupları ise kimi durumlarda ancak bir muhabir bankanın kontr-garantisiyle kabul görmektedir. Bu nedenle teminatların hangi ortak tarafından ve hangi oranda verileceği, paraya çevrilmeleri hâlinde yükün ortaklar arasında nasıl paylaşılacağı ve işverenden gelen ödemelerin ortaklara hangi sırayla aktarılacağı konsorsiyum sözleşmesinde açıkça düzenlenmelidir.

Türkiye’de üretilen ekipmanın Ukrayna’ya tedarikinde ise Serbest Ticaret Anlaşması kapsamındaki gümrük indirimlerinden yararlanılabilmesi, ürünün anlaşmanın menşe kurallarını karşılamasına ve bunun usulüne uygun biçimde belgelenmesine bağlıdır. Deneyim göstermektedir ki tedarik zincirinde birden fazla ülkenin yer aldığı ortaklıklarda bu husus teklif fiyatını doğrudan etkileyebildiğinden, menşe ve belge sorumluluğunun da taraflar arasında baştan paylaştırılması gerekir.

GEMS Schindhelm, Türkiye bağlantılı tedarik ve iş birliği modellerinin kurulmasında, ortak girişim ve ticari sözleşmelerin hazırlanması ve müzakeresinde, yurt dışı yatırım süreçlerinde ve ilgili ülkelerdeki hukuk danışmanlarıyla koordinasyonda şirketlere destek sunmaktadır.



Yazar: Müge Şengönül
Yazar: Gürkan Erdebil