LOJİSTİK

Taşıma İşleri Organizatörünün Sorumluluğu: Forwarder Ne Zaman Taşıyıcı Gibi Sorumlu Olur?

Türkiye bağlantılı taşımaların önemli bir kısmında yükleten, yükünü doğrudan bir taşıyıcıya değil, taşımayı organize eden bir forwarder’a teslim eder. Forwarder ise taşımayı kendi araçlarıyla yapmak yerine çoğu zaman bir veya birden fazla alt taşıyıcıya devreder. Bu yapı günlük işleyişte pratik olsa da hasar veya kayıp ortaya çıktığında ilk soruyu beraberinde getirir: yükletenin muhatabı kimdir ve forwarder hangi ölçüde sorumludur?

Sektörde taşıma işleri organizatörü olarak anılan bu faaliyet, Türk Ticaret Kanunu’nda taşıma işleri komisyonculuğu olarak düzenlenmiştir ve bu hükümler büyük ölçüde Alman hukukundaki düzenlemeler örnek alınarak kaleme alınmıştır. Bu nedenle sistem Alman ve Avusturyalı taşıma profesyonellerine tanıdık gelir; ne var ki Almanya’da sektörde yaygın olarak kullanılan standart koşulların Türkiye’de aynı ağırlığa sahip olmadığı ve sözleşmelerin çoğu zaman bu boşluk gözetilmeden kurulduğu görülmektedir.

Organizatörün temel yükümlülüğü ve sorumluluğu

Taşıma işleri organizatörü, kural olarak taşımanın kendisini değil, taşımanın düzenlenmesini üstlenir. Taşıyıcının seçilmesi ve taşıma sözleşmesinin kurulması bu kapsamın özüdür; eşyanın ambalajlanması, işaretlenmesi, sigortalanması ve gümrük işlemlerinin yürütülmesi gibi ek işler ise ancak ayrıca kararlaştırılmışsa organizatörün yükümlülükleri arasına girer. Organizatör, bu yükümlülükleri basiretli bir organizatörden beklenen özenle yerine getirmekle yükümlüdür ve özellikle taşıyıcı seçiminde gösterdiği özen, sorumluluğunun belirlenmesinde önem taşır.

Eşya organizatörün kendi zilyetliğinde bulunduğu sırada, örneğin kendi deposunda beklerken veya aktarma sırasında, ziyaa uğrar ya da hasar görürse organizatör kusurdan bağımsız olarak sorumludur. Bu sorumluluk da taşıyıcınınkine benzer biçimde, eşyanın ağırlığı üzerinden hesaplanan bir üst sınırla sınırlandırılmıştır.

Organizatörün taşıyıcı gibi sorumlu olduğu haller

Uygulamada asıl önemli soru, organizatörün hangi durumlarda yalnızca organizatör olarak değil, bizzat taşıyıcı gibi sorumlu tutulacağıdır. Türk hukuku bu bakımdan üç durumu öne çıkarır.

İlki, organizatörün taşımayı bizzat üstlenmesidir; bunun için kendi araçlarının bulunması şart değildir. Bu durumda organizatör, taşıma bakımından taşıyıcının hak ve yükümlülüklerine sahip olur. İkincisi, taşıma giderlerini de kapsayan sabit bir ücretin kararlaştırılmasıdır; bu halde de organizatörün taşıma bakımından taşıyıcı gibi sorumlu olacağı kabul edilmektedir. Üçüncüsü ise organizatörün, farklı yükletenlere ait eşyayı kendi hesabına yaptığı bir taşıma sözleşmesiyle birlikte taşıtmasıdır; bu durumda da organizatör, toplu taşımanın yapıldığı kısım bakımından taşıyıcı gibi sorumludur.

Bu üç durumun ortak sonucu, organizatöre taşıma bakımından taşıyıcıya özgü hak ve yükümlülüklerin uygulanmasıdır; bu da uygulamada organizatörün alt taşıyıcının fiillerinden taşıyıcı sorumluluğu çerçevesinde sorumlu tutulması anlamına gelir. CMR kapsamına giren uluslararası karayolu taşımalarında ise organizatörün bu Konvansiyon hükümlerine göre sorumluluğu gündeme gelebilir. Deneyim göstermektedir ki pek çok forwarder, sabit fiyatla teklif verdiği bir taşımada kendisini hâlâ yalnızca organizatör olarak gördüğünden, sorumluluğun kapsamını ilk hasar dosyasında öğrenmektedir.

Standart koşullar ve sorumluluk sınırlaması

Alman uygulamasında forwarder ilişkileri büyük ölçüde sektörde yerleşmiş standart koşullara göre yürür ve sorumluluk sınırları bu koşullarla belirlenir. Türkiye’de ise bu koşulların doğrudan bir karşılığı bulunmadığı gibi, sözleşmeye yalnızca atıf yapılması da çoğu zaman yeterli değildir; zira genel işlem koşullarının sözleşmeye dahil olabilmesi, karşı tarafa açıkça bildirilmelerine ve içeriklerini öğrenme imkânı tanınmasına bağlıdır.

Ayrıca organizatörün ağır kusurundan doğan sorumluluğunu önceden kaldıran kayıtlar geçerli değildir ve kanundaki bazı sorumluluk hükümlerinden sözleşmeyle ancak sınırlı ölçüde ayrılınabilir. Bu nedenle Türk bir forwarder ile çalışan ya da Türkiye’de forwarder olarak faaliyet gösteren şirketlerin, sorumluluk sınırlarını ve sigorta düzenini Türk hukukuna göre ayrıca kurgulaması gerekir.

Alt taşıyıcıya rücu

Yükletene karşı taşıyıcı gibi sorumlu tutulan organizatör, ödediği tazminatı alt taşıyıcıdan talep etmek isteyecektir. Rücu hakkının etkili olabilmesi, organizatörün alt taşıyıcıyla yaptığı sözleşmenin ve kendi müşterisine karşı yükümlülüklerinin birbiriyle uyumlu olmasına bağlıdır. Oysa uygulamada organizatörün müşterisine karşı daha geniş bir sorumluluk üstlendiği, alt taşıyıcıyla yaptığı sözleşmede ise daha dar sınırlar kabul ettiği ve aradaki farkın organizatörde kaldığı sıklıkla görülmektedir.

Rücu bakımından süreler de ayrıca önem taşır. Organizatör, kendi müşterisinin talebiyle meşgulken alt taşıyıcıya karşı zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini gözden kaçırabilir; bu nedenle müşteri talebinin ilk gününde alt taşıyıcıya da yazılı bildirim yapılması yerinde olur.

Depolama ve ardiye hizmetleri

Organizatörlerin önemli bir kısmı taşımanın yanında depolama hizmeti de verir. Bağımsız bir depolama hizmeti söz konusu olduğunda eşyanın depoda bulunduğu süre için taşıma hükümleri değil, ardiyecilik ve saklama sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır ve bu hükümlerin sorumluluk rejimi taşımadan farklıdır. Buna karşılık taşımanın olağan bir parçası olarak yapılan geçici bekletme ve aktarma, kural olarak taşıma rejiminin içinde kalır. Gümrük antrepolarında saklanan eşya bakımından ayrıca gümrük mevzuatından doğan yükümlülükler de devreye girer.

Taşıma ve depolama hizmetlerinin aynı sözleşmede düzenlendiği durumlarda, hangi aşamada hangi sorumluluk rejiminin uygulanacağının ve depolama süresince sigortanın kimin tarafından yaptırılacağının açıkça belirlenmesi gerekir.

Organizatörün eşya üzerindeki hakları

Ücreti ödenmeyen organizatör, elindeki eşya üzerinde hapis hakkı kullanabilir. Bu hak, organizatöre alacağını tahsil etmek için etkili bir araç sağlarken yükleten bakımından eşyanın beklenmedik biçimde alıkonulması riskini doğurur. Özellikle birden fazla işlemden doğan alacaklar için eşyanın alıkonulup alıkonulamayacağı, uygulamada sıklıkla tartışma konusu olmaktadır.

Sonuç

Taşıma işleri organizatörünün sorumluluğu, sözleşmenin adına değil, organizatörün fiilen üstlendiği role göre belirlenir. Sabit ücretle çalışan, taşımayı bizzat yapan veya toplu taşıma düzenleyen bir organizatörün taşıyıcı gibi sorumlu olacağının bilinmesi, standart koşulların Türk hukukuna göre yeniden kurgulanması ve alt taşıyıcıyla yapılan sözleşmenin müşteriye karşı üstlenilen sorumlulukla uyumlu hale getirilmesi, hasar dosyalarında organizatörün ve yükletenin konumunu belirleyen temel adımlardır. CMR kapsamındaki taşıyıcı sorumluluğu ise bu bölümdeki ilk lojistik yazısında ayrıca ele alınmıştır.