Uluslararası Hukuk Danışmanlığı

Uluslararası bir hukuk bürosu mu arıyorsunuz? Uluslararası alanda yetkin ve uzman ekibiyle GEMS Schindhelm her ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda olur ve sizi değerli deneyimleri ile bilgilendirir. Uluslararası ticaret hukukuyla ilgili çeşitli konular hakkında önceden çevrimiçi bilgi edinin. 

 

Hisse Devri mi, Varlık Devri mi? Şirket Satın Almalarında Share Deal ve Asset Deal

Türkiye'de faaliyet gösteren bir işletmenin el değiştirmesi iki temel yoldan gerçekleştirilebilir. Hisse devrinde (share deal) alıcı, işletmeyi yürüten şirketin paylarını satın alır ve şirket tüzel kişiliği, malvarlığı, sözleşmeleri ve yükümlülükleriyle birlikte aynen varlığını sürdürür. Varlık devrinde (asset deal) ise alıcı, şirketin kendisini değil, işletmeyi oluşturan malvarlığı unsurlarını devralır. İki yol arasındaki seçim, devrin şekil şartlarından alıcının geçmiş yükümlülüklerden sorumluluğuna, çalışanların durumundan vergisel sonuçlara ve Rekabet Kurulu izninin gerekip gerekmediğine kadar işlemin pek çok yönünü belirler. Bu nedenle yapı kararının, hedef şirketin durumu ve tarafların amaçları dikkate alınarak işlemin başında verilmesi önem taşır.

İçindekiler

  • Hisse devri ile varlık devri arasındaki temel fark nedir?
  • Pay devri hangi şekil ve usule tabidir?
  • Varlık devri nasıl gerçekleştirilir?
  • Alıcı geçmiş yükümlülüklerden ne ölçüde sorumludur?
  • Çalışanlar bakımından ne değişir?
  • Vergisel açıdan hangi farklar öne çıkar?
  • Rekabet Kurulu izni ne zaman gerekir?
  • İzinler, lisanslar ve sözleşmeler devirden nasıl etkilenir?
  • Hangi yapı hangi durumda tercih edilir?
  • Sonuç

Hisse devri ile varlık devri arasındaki temel fark nedir?

Hisse devrinde işlemin konusu şirketteki paylardır. Satıcı ortak paylarını alıcıya devreder, şirket ise tüzel kişiliğini, unvanını, malvarlığını, çalışanlarını, sözleşmelerini, izinlerini ve borçlarını değişmeden korur. Değişen yalnızca şirketin ortaklık yapısıdır; bu nedenle alıcı, şirketle birlikte onun geçmişini de devralmış olur.

Varlık devrinde ise satıcı şirket olarak kalır ve alıcıya taşınmazlar, makineler, stoklar, markalar, müşteri ilişkileri veya işletmenin tamamı gibi belirli malvarlığı unsurlarını devreder. Alıcı bu unsurları kendi şirketi bünyesine alır, satıcı şirket ise satış bedeliyle birlikte hukuken varlığını sürdürür. Varlık devri, alıcıya devralacağı unsurları seçme imkânı tanıdığı için esnek bir yapı sunar; ne var ki her unsurun kendi devir şekline tabi olması, işlemi teknik bakımdan daha yoğun hâle getirir.

Pay devri hangi şekil ve usule tabidir?

Limited şirketlerde esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler, Türk Ticaret Kanunu m. 595 uyarınca yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onaylanır. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse devir için ortaklar genel kurulunun onayı şarttır ve devir bu onayla geçerlilik kazanır. Genel kurul, şirket sözleşmesinde başka bir düzenleme yoksa onayı sebep göstermeksizin reddedebilir; başvurudan itibaren üç ay içinde reddetmezse onay vermiş sayılır. Pay geçişinin ticaret siciline tescili için şirket müdürleri başvurur (TTK m. 598). Bu usul, limited şirket satın almalarında takvimin genel kurul kararı, noter işlemleri ve sicil tescili dikkate alınarak planlanmasını gerektirir.

Anonim şirketlerde ise nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe serbestçe devredilebilir (TTK m. 490). Pay senedi çıkarılmışsa devir, ciro edilmiş pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılır; pay senedine bağlanmamış payların devri ise Yargıtay uygulamasına göre alacağın temliki hükümlerine tabidir ve yazılı olarak yapılır. Esas sözleşme, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir (TTK m. 492). Borsaya kote edilmemiş paylarda şirket, onay istemini ancak esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebe dayanarak veya payları gerçek değeriyle almayı önererek reddedebilir (TTK m. 493). Şirketle ilişkilerde yalnızca pay defterinde kayıtlı kişi pay sahibi olarak kabul edildiğinden, devrin pay defterine işlenmesi de gerekir (TTK m. 499).

Her iki şirket türünde de esas sözleşme ve varsa pay sahipleri sözleşmesindeki önalım, birlikte satış (tag-along), birlikte satmaya zorlama (drag-along) ve onay hükümleri, işlemin başında incelenmelidir. Uygulamada görülmektedir ki bu hükümlerin geç fark edilmesi, imza aşamasındaki işlemleri haftalarca geciktirebilmektedir.

Varlık devri nasıl gerçekleştirilir?

Ticari işletme, Türk Ticaret Kanunu m. 11/3 uyarınca, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir. Aksi öngörülmemişse devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul edilir. Bu sözleşme yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.

Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133 uyarınca devir sözleşmesinde işletmenin bir bütün olarak ve devamlılığını sağlayacak şekilde devredildiğine ilişkin şartsız beyan ile sözleşme dışında bırakılan unsurlar yer alır ve devir, sözleşmenin tümünün tescili ile hüküm ifade eder. İşletmeye özgülenmiş malvarlığı unsurları bu durumda kural olarak ayrı ayrı tasarruf işlemlerine gerek kalmaksızın devre konu olur; bununla birlikte tapu ve sınai mülkiyet sicilleri gibi özel sicillerdeki kayıtların güncellenmesi ve devrin kapsamına giren haklar bakımından özel düzenlemelerin dikkate alınması gerekir. Kiracılık hakkı da Türk Ticaret Kanunu m. 11/3'te devrin kapsamında sayıldığından, işletmenin kullandığı yerin kira sözleşmesi ayrıca değerlendirilmelidir.

Yalnızca belirli varlıkların münferiden devredildiği işlemlerde ise her unsur kendi devir ve şekil kurallarına tabidir. Taşınmazların mülkiyeti tapuda resmî senetle geçer, marka ve patent gibi sınai mülkiyet haklarının devri noterce onaylanmış yazılı sözleşmeyle yapılır ve iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için Türk Patent ve Marka Kurumu siciline kaydettirilir (Sınai Mülkiyet Kanunu m. 148), sözleşmelerin devri ise Türk Borçlar Kanunu m. 205 uyarınca sözleşmede kalan diğer tarafın katılımını gerektirir. Bu nedenle münferit varlık devrinde devralınacak unsurların eksiksiz bir listesinin ve her biri için gereken işlemlerin baştan belirlenmesi gerekir.

Alıcı geçmiş yükümlülüklerden ne ölçüde sorumludur?

Hisse devrinde şirketin geçmişten gelen bütün yükümlülükleri, yani vergi, sosyal güvenlik, çevre, ürün sorumluluğu ve sözleşmesel yükümlülükler ile derdest ve olası davalar, şirkette kalmaya devam eder. Alıcı bu yükümlülüklerin doğrudan borçlusu olmasa da şirketin değeri bunlardan doğrudan etkilenir. Bu riskin yönetilmesi için kapsamlı bir hukuki, finansal ve vergisel inceleme (due diligence) yapılması, sonuçlarının satın alma sözleşmesindeki beyan ve tekeffüller, tazmin hükümleri, satış bedelinin bir kısmının bekletilmesi (escrow) veya fiyat ayarlamaları ile karşılanması gerekir.

Varlık devri, alıcıya yükümlülükleri seçme imkânı tanıdığı için genellikle daha güvenli kabul edilir; ancak Türk hukukunda bu güvenlik sınırsız değildir. Bir malvarlığını veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kişi, Türk Borçlar Kanunu m. 202 uyarınca devri alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan ettiği tarihten itibaren işletmenin borçlarından sorumlu olur; önceki borçlu da iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalır. Ayrıca 5510 sayılı Kanun m. 89 uyarınca sigortalıların çalıştırıldığı işyeri aktif veya pasifiyle birlikte devralındığında, yeni işveren eski işverenin prim, gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumludur ve buna aykırı sözleşme hükümleri Sosyal Güvenlik Kurumu'na karşı geçersizdir. Bu nedenle varlık devrinde de devralınan işletmenin borç durumunun incelenmesi ve satıcıdan uygun güvenceler alınması gerekir.

Çalışanlar bakımından ne değişir?

Hisse devrinde işveren aynı şirket olarak kaldığından iş sözleşmeleri herhangi bir değişikliğe uğramadan devam eder. Çalışanların kıdemleri, hakları ve şirketin onlara karşı yükümlülükleri aynen korunur; dolayısıyla birikmiş kıdem tazminatı, izin ve fazla çalışma alacakları gibi yükler, satın alma bedelinin belirlenmesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Varlık devrinde ise İş Kanunu m. 6 devreye girer. İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devredildiğinde, devir tarihinde mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralana geçer ve devralan işveren, hizmet süresine bağlı haklarda işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihi esas almak zorundadır. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan birlikte sorumludur; devredenin sorumluluğu ise devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlıdır. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf devir nedeniyle feshedemez; ekonomik ve teknolojik sebeplere ya da iş organizasyonu değişikliğine dayanan fesih hakları ise saklıdır. Bu kurallar, varlık devrinin çalışanlar bakımından hisse devrine benzer sonuçlar doğurduğunu ve işgücünün devralınmasının kural olarak tarafların tercihine bırakılmadığını göstermektedir.

Vergisel açıdan hangi farklar öne çıkar?

Vergisel sonuçlar, çoğu işlemde yapı tercihini belirleyen başlıca etkenlerden biridir. Satıcının kurum olduğu hisse devirlerinde, en az iki tam yıl süreyle aktifte yer alan iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın, diğer kanuni şartların da sağlanması kaydıyla %50'lik kısmı Kurumlar Vergisi Kanunu m. 5/1-(e) uyarınca kurumlar vergisinden istisnadır; kanunda %75 olarak öngörülen bu oran, 9160 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 Kasım 2024'ten itibaren %50 olarak uygulanmaktadır. İstisnadan yararlanılabilmesi için istisna tutarının satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulması ve satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi gerekir. Katma değer vergisi bakımından ise hisse senedi teslimleri ile senede bağlanmamış iştirak paylarının devri farklı düzenlemelere tabidir. Hisse senedi teslimleri Katma Değer Vergisi Kanunu m. 17/4-(g) uyarınca süre şartı aranmaksızın istisnadan yararlanırken, limited şirket payları gibi diğer iştirak hisselerinin satışında m. 17/4-(r) uyarınca en az iki tam yıl aktifte bulundurma şartı ve diğer kanuni koşullar önem taşır.

Varlık devrinde ise devredilen varlıkların satışı kural olarak katma değer vergisine tabidir; taşınmaz devirlerinde tapu harcı, sözleşmeler bakımından ise damga vergisi gibi ek maliyetler doğabilir. Buna karşılık alıcı, devraldığı varlıkları satın alma bedeli üzerinden aktifleştirip amortisman yoluyla gidere dönüştürebilir. Kurumlar Vergisi Kanunu m. 19 ve 20'de düzenlenen devir, bölünme ve hisse değişimi işlemleri, kanuni şartların sağlanması hâlinde belirli faaliyetlerin vergisel açıdan avantajlı biçimde yeniden yapılandırılmasına imkân tanıyabilir. Ne var ki kısmi bölünmede devredilen üretim veya hizmet işletmesinin bütünlüğünün korunması ve faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi gerektiğinden, bu yöntemin seçilmiş varlıkların aktarılması için kullanılabileceği düşünülmemelidir. Satıcının gerçek kişi veya yabancı kurum olduğu işlemlerde farklı kurallar ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları da devreye girdiğinden, vergisel sonuçların her işlemde mali müşavirlerle birlikte ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Rekabet Kurulu izni ne zaman gerekir?

Bir veya birden fazla teşebbüsün kontrolünün kalıcı olarak değişmesine yol açan pay devirleri de varlık devirleri de 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında devralma işlemi sayılabilir. 2010/4 sayılı Tebliğ'in 11 Şubat 2026'da değiştirilen 7. maddesine göre, işlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının üç milyar TL'yi ve taraflardan en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı bir milyar TL'yi aşması hâlinde ya da devralma işlemlerinde devre konu varlık veya faaliyetin Türkiye cirosunun bir milyar TL'yi ve diğer taraflardan en az birinin dünya cirosunun dokuz milyar TL'yi aşması hâlinde, işlemin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurulu'ndan izin alınması zorunludur. Birleşmelerde işlem taraflarından en az birinin, devralmalarda ise devre konu teşebbüsün Türkiye'de yerleşik teknoloji teşebbüsü olması hâlinde, ilgili bir milyar TL'lik ciro eşikleri iki yüz elli milyon TL olarak uygulanır.

İzin gerektiren işlemlerde kapanışın izne bağlanması, sözleşme takviminin ve ön şartların buna göre düzenlenmesi gerekir. Ciroların hesaplanmasında tarafların bağlı oldukları grup şirketlerinin ciroları da dikkate alındığından, yabancı alıcıların grup cirosu çoğu zaman eşiklerin aşılmasına yol açmaktadır.

İzinler, lisanslar ve sözleşmeler devirden nasıl etkilenir?

Hisse devrinde şirketin sahip olduğu izinler, ruhsatlar, teşvik belgeleri ve sözleşmeler kural olarak şirkette kalır, bu da hisse devrinin önemli bir avantajıdır. Ne var ki önemli ticari sözleşmelerde, kredi sözleşmelerinde ve kira sözleşmelerinde sıkça yer alan kontrol değişikliği (change of control) hükümleri, karşı tarafa onay, fesih veya erken ödeme talebi hakkı tanıyabilir. Bankacılık, sigortacılık, enerji ve elektronik haberleşme gibi düzenlemeye tabi sektörlerde ise pay devirleri ve kontrol değişiklikleri, ilgili faaliyet ve lisans türüne göre ön onay, bildirim, belirli dönemlerde devir yasağı veya başka özel yükümlülüklere tabi olabilir; örneğin bir bankada sermayenin yüzde onunu ve daha fazlasını temsil eden payların edinimi Bankacılık Kanunu m. 18 uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun iznine bağlıdır. Bu hükümlerin inceleme aşamasında tespit edilmesi, gerekli onayların kapanıştan önce alınabilmesini sağlar.

Varlık devrinde ise izin ve ruhsatlar çoğunlukla işletmeyi yürüten kişiye bağlı olduğundan alıcı adına yeniden alınmaları gerekir. Sözleşmelerin alıcıya geçmesi kural olarak karşı tarafların rızasına bağlı olduğundan, devralınacak müşteri, tedarik ve kira ilişkileri bakımından onay süreçlerinin işlem takvimine dâhil edilmesi gerekir.

Hangi yapı hangi durumda tercih edilir?

Hisse devri, şirketin izinleri, sözleşmeleri ve organizasyonuyla birlikte kesintisiz olarak devralınmasının amaçlandığı, yükümlülüklerin inceleme yoluyla yeterince tespit edilebildiği ve satıcının vergisel avantajlardan yararlanmak istediği durumlarda öne çıkar. Bu nedenle Türkiye'deki şirket satın almalarında uygulamada en sık tercih edilen yapı hisse devridir.

Varlık devri ise alıcının yalnızca belirli bir faaliyet koluyla ilgilendiği, hedef şirketin geçmişine ilişkin risklerin yüksek veya tespitinin güç olduğu, satıcının şirketi başka faaliyetleriyle birlikte elinde tutmak istediği ya da iflas, konkordato veya tasfiye sürecindeki bir şirketten işletme devralındığı durumlarda tercih edilebilir. Uygulamada görülmektedir ki iki yapının avantajlarını birleştirmek amacıyla, devredilecek faaliyet, şartları elverdiği ölçüde önce bölünme yoluyla yeni bir şirkete aktarılmakta ve ardından bu şirketin payları devredilmektedir.

Sonuç

Hisse devri ve varlık devri, aynı ekonomik amaca farklı hukuki yollardan ulaşan iki yapıdır. Hisse devrinde şirket bütün geçmişiyle birlikte el değiştirirken, varlık devri alıcıya seçme imkânı tanır; ne var ki Türk Borçlar Kanunu m. 202, 5510 sayılı Kanun m. 89 ve İş Kanunu m. 6, varlık devrinde de alıcının belirli yükümlülüklerden sorumlu olmasını öngörür. Pay devrinin şekil şartları, vergisel sonuçlar, Rekabet Kurulu izni ve izinlerle sözleşmelerin durumu da yapı tercihini doğrudan etkiler.

Bu nedenle yapı kararı, hedef şirket hakkında yapılacak ön incelemenin sonuçları ve tarafların vergisel durumu birlikte değerlendirilerek işlemin başında verilmeli, satın alma sözleşmesi de seçilen yapının risklerine göre kurgulanmalıdır.

GEMS Schindhelm şirket satın almalarında yapının belirlenmesi, hukuki inceleme (due diligence), satın alma ve pay sahipleri sözleşmelerinin hazırlanması ve müzakeresi ile Rekabet Kurulu izin süreçleri konularında hukuki destek sunmaktadır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz; her işlem somut olayın özelliklerine ve yürürlükteki mevzuata göre ayrıca değerlendirilmelidir.