Uluslararası Hukuk Danışmanlığı

Uluslararası bir hukuk bürosu mu arıyorsunuz? Uluslararası alanda yetkin ve uzman ekibiyle GEMS Schindhelm her ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda olur ve sizi değerli deneyimleri ile bilgilendirir. Uluslararası ticaret hukukuyla ilgili çeşitli konular hakkında önceden çevrimiçi bilgi edinin. 

 

Türkiye'de Yasal Mirasçılık

İçindekiler

  • Yasal mirasçılık ne anlama gelir?
  • Türk miras hukukunda hangi mirasçı grupları (zümreler) vardır?
  • Sağ kalan eşin hukuki durumu nedir?
  • Mirasçı bulunmaması hâlinde ne olur?
  • Türkiye'de miras hukukuna ilişkin hangi özellikler geçerlidir?
  • Yasal mirasçılığın uygulamadaki önemi nedir?

Yasal mirasçılık ne anlama gelir?

Yasal mirasçılık, ölüme bağlı bir tasarruf — yani vasiyetname veya miras sözleşmesi — bulunmaması, bu tür bir tasarrufun geçersiz olması ya da terekeyi tamamen kapsamaması hâlinde, ölen kişinin malvarlığının kimlere ve hangi oranlarda geçeceğini düzenler. Yasal mirasçılığa ilişkin temel hükümler, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) Dördüncü Kitabı'nda, özellikle m. 495–501'de yer almaktadır. Bunların yanı sıra uygulamada önem taşıyan diğer düzenlemeler; saklı paylar (TMK m. 506), boşanmanın miras hukukuna etkileri (TMK m. 181) ve mirastan yoksunluk (TMK m. 578) konularını kapsamaktadır.

Türk miras hukuku, 1920'li yıllardaki büyük hukuk reformları çerçevesinde İsviçre Medeni Kanun’u (ZGB) örnek alınarak kabul edilmiş ve bu yapı bugüne kadar korunmuştur. Sistem, miras bırakanın kan hısımlarını hiyerarşik olarak sıralanmış gruplara ayıran zümre sistemi üzerine kuruludur. Bir önceki zümrede mirasçı bulunmadığı takdirde, bir sonraki zümredeki kişiler mirasçı olur.

Yasal mirasçılık, uygulamada büyük bir öneme sahiptir; zira geçerli bir ölüme bağlı tasarruf bulunmadığı sürece veya mevcut tasarruf terekeyi tamamen kapsamadığı ölçüde yasal mirasçılık devreye girer. Yasal mirasçılık aynı zamanda, ölüme bağlı tasarruflarla kural olarak ihlal edilemeyecek veya kanuni bir sebep olmaksızın ortadan kaldırılamayacak saklı payların hesaplanmasında da temel oluşturur.

Türk miras hukukunda hangi mirasçı grupları (zümreler) vardır?

Türk miras hukuku, belirli bir sıra düzenine tabi üç mirasçı grubunu (zümre) birbirinden ayırır. Öncelikli zümre, kural olarak sonraki zümreleri mirastan dışlar.

Birinci Zümre – TMK m. 495

Birinci zümreye miras bırakanın altsoyu, yani çocukları dâhildir. Çocuklar eşit paylarla mirasçı olur. Miras bırakandan önce vefat etmiş bir çocuğun bulunması hâlinde, bu çocuğun altsoyu (torunlar, torunların çocukları) onun yerine geçer (halefiyet ilkesi). Bu kapsamda evlilik içi ve evlilik dışı çocuklar arasında, soybağı hukuken kurulmuş olmak kaydıyla, herhangi bir ayrım yapılmaz. Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene karşı kan hısımı gibi mirasçı olur; evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder.

Örnek

Miras bırakan üç çocuk (A, B, C) bırakmıştır. B çocuğu miras bırakandan önce vefat etmiş olup kendisinin iki çocuğu (B1, B2) vardır. Miras şu şekilde paylaşılır: A 1/3, C 1/3 alır; B1 ve B2 ise B'nin payı olan 1/3'ü eşit olarak paylaşarak her biri 1/6 alır.

İkinci Zümre – TMK m. 496

Altsoyun bulunmaması hâlinde miras, miras bırakanın ana ve babasına geçer. Ana ve baba eşit paylarla (her biri 1/2) mirasçı olur. Ana veya babadan birinin miras bırakandan önce vefat etmiş olması hâlinde, burada da onun altsoyu — yani miras bırakanın kardeşleri veya kardeşlerinin çocukları — onun yerine geçer.

Örnek

Miras bırakanın çocuğu yoktur. Annesi hayattadır, babası vefat etmiştir. Babasının bir oğlu daha (miras bırakanın erkek kardeşi) vardır. Anne 1/2, erkek kardeş ise diğer yarıyı (vefat etmiş babanın yerine) alır.

Üçüncü Zümre – TMK m. 497

İkinci zümrede de mirasçı bulunmaması hâlinde, miras bırakanın büyük ana ve büyük babaları üçüncü zümreyi oluşturur. Baba tarafı ve anne tarafı büyük ana-büyük babaları eşit paylarla mirasçı olur. Burada da kural olarak halefiyet ilkesi geçerlidir: Miras bırakandan önce vefat eden büyük ana veya büyük baba, kendi altsoyu tarafından temsil edilir. Ancak sağ kalan eşin bulunması hâlinde, üçüncü zümrede yasal mirasçılık büyük ana ve büyük babalar ile onların çocuklarıyla sınırlıdır; miras bırakanın kuzenleri gibi daha uzak altsoy, sağ kalan eşle birlikte mirasçı olmaz.

Önemli: Türk hukuku, bazı Avrupa hukuk düzenlerinden farklı olarak, dördüncü bir zümreyi (büyük ana ve büyük babaların ana ve babaları) tanımamaktadır. Mirasçılık üçüncü zümre ile sona erer. Üç zümrede mirasçı bulunmaması ve sağ kalan eşin de mevcut olmaması hâlinde tereke Devlete kalır (TMK m. 501).

Zümre Tablosu

Zümre

Kişi Çevresi

Hukuki Dayanak

Halefiyet İlkesi

1. Zümre

Altsoy (çocuklar, torunlar, torunların çocukları)

TMK m. 495

Evet

2. Zümre

Ana ve baba (ve onların altsoyu: kardeşler vb.)

TMK m. 496

Evet

3. Zümre

Büyük ana ve büyük babalar ile onların altsoyu; sağ kalan eşin bulunması hâlinde büyük ana ve büyük babalar ile onların çocuklarıyla sınırlı

TMK m. 497, 499

Evet, sağ kalan eş varsa sınırlamalarla

Sağ kalan eşin hukuki durumu nedir?

Sağ kalan eş, Türk miras hukukunda özel bir konuma sahiptir. Üç zümreden herhangi birine dâhil olmamakla birlikte, ilgili kan hısımlarının yanı sıra mirasçı olur. Miras payının büyüklüğü, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre belirlenir (TMK m. 499):

Eş birlikte mirasçı olduğu zümre

Eşin miras payı

1. Zümre (altsoy)

Terekenin 1/4'ü

2. Zümre (ana ve baba)

Terekenin 1/2'si

3. Zümre (büyük ana ve büyük baba)

Terekenin 3/4'ü

1.–3. Zümrede mirasçı yok

Terekenin tamamı

Not: Sağ kalan eşin miras hukukundaki konumu, eşler arasındaki mal rejiminden bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Türkiye'de 2002 yılından bu yana yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanmaktadır. Ölüm hâlinde öncelikle eşler arasındaki mal rejimi tasfiye edilir; bu tasfiye sonucunda sağ kalan eş bakımından katılma alacağı gündeme gelebilir. Miras paylaşımı ise mal rejiminin tasfiyesinden sonra yapılır. Bu durum uygulamada ekonomik sonuçlar bakımından önemli farklılıklara yol açabilir.

Boşanma veya evliliğin butlanına karar verilmesi, eşin miras hakkını sona erdirebilir. Ölüm anında bir boşanma davası devam etmekte olup ölen eşin mirasçılarının davaya devam etmesi hâlinde, sağ kalan eşin kusuru tespit edilirse, sağ kalan eş TMK m. 181 uyarınca yasal miras hakkını kaybeder.

Mirasçı bulunmaması hâlinde ne olur?

Üç zümrenin hiçbirinde mirasçı bulunmaması, sağ kalan eşin de mevcut olmaması ve miras bırakanın ölüme bağlı bir tasarruf bırakmamış olması hâlinde, terekenin tamamı Devlete kalır (TMK m. 501). Devlet, kanun gereği yasal mirasçı olarak terekeyi kazanır.

Uygulamada bu tür durumlar nadir olmakla birlikte, özellikle Türkiye'de malvarlığı bulunan yabancı uyruklu kişilerde — mirasçıların yurt dışında tespit edilememesi veya mirasın reddedilmesi hâllerinde — giderek artan bir önem kazanmaktadır.

Türkiye'de miras hukukuna ilişkin hangi özellikler geçerlidir?

Tüm çocukların eşitliği

Türk hukuku, yasal mirasçılıkta evlilik içi ve evlilik dışı çocukları, soybağının tanıma veya mahkeme kararıyla kesin olarak kurulmuş olması kaydıyla, tamamen eşit tutmaktadır. Aynı şekilde evlatlık ve altsoyu, evlat edinene karşı kan hısımı gibi mirasçı olur; evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder.

Mirastan Yoksunluk

Türk hukuku mirastan yoksunluk (TMK m. 578) kavramını düzenlemektedir. Mirastan yoksun olan kişiler özellikle; miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden; miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getiren; ya da aldatma, zorlama veya tehdit yoluyla miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf yapmasını veya geri almasını sağlayan ya da engelleyen kişilerdir. Aynı durum, ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak yok eden veya geçersiz kılan kişiler için de geçerlidir.

Mirastan yoksunluk kural olarak kanun gereği kendiliğinden hüküm doğurur; ancak ihtilaflı durumlarda tespitinin yargısal süreçte gündeme gelmesi mümkündür. Miras bırakanın mirastan yoksun olan kişiyi affetmesi hâlinde mirastan yoksunluk ortadan kalkar.

Hayat arkadaşları için yasal mirasçılık bulunmaması

Bazı Avrupa hukuk düzenlerinden farklı olarak, Türk hukuku evlilik dışı birlikte yaşayan kişiler için yasal miras hakkı öngörmemektedir. Hayat arkadaşını miras hukuku bakımından güvence altına almak isteyen kişinin, bunu ölüme bağlı tasarruf (vasiyetname veya miras sözleşmesi) yoluyla düzenlemesi gerekmekte olup yasal mirasçıların saklı pay hakları dikkate alınmalıdır.

Yasal mirasçılığın uygulamadaki önemi nedir?

Uygulamada sıklıkla ölüme bağlı tasarruf bulunmadığından, yasal mirasçılık günlük danışmanlık uygulamasında büyük önem taşır. Bu durum özellikle yabancı uyruklu kişilerin Türkiye'de taşınmaz, banka varlığı veya şirket payı sahibi olduğu sınır ötesi miras ilişkilerinde belirgin şekilde kendini göstermektedir.

Yasal mirasçılığın bilinmesi, vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi iradi miras düzenlemelerinin planlandığı hâllerde de zorunludur. Zira yasal miras payları, miras planlamasında mutlaka gözetilmesi gereken saklı payların hesaplanmasında temel oluşturur. TMK m. 506'ya göre saklı pay oranları şu şekildedir: altsoy için yasal miras payının yarısı, ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri. Sağ kalan eşin saklı payı ise altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı; diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçüdür.

Yasal mirasçılığı dikkate alan öngörülü bir miras planlaması, mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkların önlenmesine ve ekonomik açıdan uygun bir malvarlığı intikalinin sağlanmasına katkıda bulunabilir.

 

Türkiye'de yasal mirasçılık ve miras planlaması konusunda bireysel hukuki danışmanlık için avukatlık büromuzla doğrudan iletişime geçebilirsiniz.

Miras hukuku alanında başka bir konuda danışmanlık mı arıyorsunuz? Miras hukuku danışmanlık hizmetlerimiz hakkında daha fazla bilgi edinin.